"اصطدمت" - Translation from Arabic to Turkish

    • çarptım
        
    • çarptı
        
    • çarpmış
        
    • kaza
        
    • çarptın
        
    • çarptığında
        
    • çarpan
        
    • rastladım
        
    • çarptığını
        
    • çarpıştı
        
    • çarpmıştı
        
    • çarptığı
        
    • yere
        
    • düştüm
        
    • çarpıp
        
    Bisikletle bir yere çarptım. Open Subtitles اصطدمت بالرصيف ووقعت ارتديت النظارة حتى لا تقلقي
    - Hayır. bir yere çarptım. Karı koca gibisiniz. Open Subtitles ـ كلا، لقد اصطدمت بشيء ـ انكما زوجين متشابهين
    Shaye'ın arabası Patty Hewes'e bundan iki saat önce çarptı. Open Subtitles باتي هيوز اصطدمت بسيارة توم شايس قبل ساعتين من ذلك
    Bizim kızın kaybolduğu gece Alexander Lavich arabasıyla bir ağaca çarpmış. Open Subtitles في الليلة التي اختفت فيها فتاتنا، اصطدمت سيارة ألكسندر لافيتش بشجرة.
    En azından tek başıma değil, birlikte kaza yapmayı diledim. Open Subtitles أتمنى إذا اصطدمت أن لا أصدم وحدي بل نصطدم كلانا
    Yavaşça park yerine giriyordum ve oynaşırken, yangın musluğuna çarptın. Open Subtitles أرتعش كذلك . كنتُ أرتعش كنت تقوم بالالتفاف و اصطدمت بحنفية الاطفاء
    Araba suya çarptığında camlar kırılmadıysa... hava boşluğu benzeri bir durum oluşmuştur. Open Subtitles لو لم تنهار تلك النوافذ عندما اصطدمت السيارة بالماء ربما صنعت جيباً هوائياً أو شيئاً مماثلاً
    O insanlar, arabanın birine ben çarptım, iyi olacaklar, değil mi? Open Subtitles أولئك الناس، الذين اصطدمت بهم سيصبحون بخير، صحيح؟
    Direk bir arabaya çarptım. Open Subtitles بأنني كنت أقود تجاه الشارع اصطدمت بسيارة ..
    Binaya çarptım çünkü direksiyonu çeviremedim. Open Subtitles اصطدمت السيارة مع المبنى .لأنني لم أستطع الدوران
    binaya çarptı. Ve açıkça bina kötü bir yere inşa edilmiş. TED لكنها اصطدمت بالبناية. وفي الواقع البناية لم توضع حيث يجب.
    Görünüşe göre, Maris yengeç tabağıyla zavallı kadının dekoltesine çarptı. Open Subtitles اصطدمت بالمرأة المسكينة وأوقعت عليها طبقًا من لحم القبقب
    Bir psikayatristle karşılaştım. Aslında bana çarptı. Open Subtitles لقد اصطدمت للتو باحد المحللين النفسيين حقيقة هو من اصطدم بي
    Çenenizi kapatsanız ya? Kafanı kapıya çarpmış olman çok kötü, evlat. Open Subtitles هلّا تصمتان رجاءً؟ من المؤسف أنك اصطدمت بإطار الباب يا فتى
    kaza geçirdiğini zannetmiştim. Araba ağaca çarpmıştı, adamdan kanlar akıyordu. Open Subtitles بدا الأمر وكأنه حادث، سيارته اصطدمت بشجرة
    İçinde üç kişi olan bir arabaya kasten çarptın, ...üstelik çocukların ikisi reşit bile değil. Open Subtitles اصطدمت بتعمد بالسيارة بينهم اثنان من القصر
    O, uçağınız suya çarptığında ölenlerden birisiydi. Open Subtitles كانت ممن ماتوا حين اصطدمت الطائرة بالماء
    Olayın ilginç yanı, çarpan arabanın sürücüsü anında ortadan kaybolmuş. Open Subtitles الأمر الغريب ان سائق السيارة التي اصطدمت بها قد اختفى
    Bu akşam şu önceden tanıdığım çocuğa rastladım, bir enerji şirketinde çalışıyormuş. Open Subtitles ، اصطدمت الليلة بشخص كنت أعرفه وقد افتتح شركة تختص بالطاقة الشمسية
    CNN küçük bir sivil uçağın Dünya Ticaret Merkezine çarptığını bildiriyor.. Open Subtitles أعلنت سي إن إن أن طائرة مدنية صغيرة اصطدمت ببرج التجارة العالمي
    1925 yılında Frida Kahlo okuldan Mexico City'deki evine dönerken, bindiği otobüs bir tramvayla çarpıştı. TED في عام 1925، كانت فريدا كاهلو عائدة من المدرسة إلى المنزل في مدينة مكسيكو عندما اصطدمت الحافلة التي كانت تنقلها بترام.
    - Başım oturma odasının duvarına çarptığı an o da velayet haklarını yitirmişti. Open Subtitles حين اصطدمت رأسي بجدار غرفة المعيشة أعتقد ذلك
    Unutmayın, eğer havada sizi bilinçsiz hâle getirecek bir çarpışma yaşarsanız, yere çarpana kadar serbest düşme yaşayacaksınız. TED ياصاح و الآن تذكر أنك إذا اصطدمت في الجو سيجعلك تفقد الوعي و سوف تعاني من السقوط إلى أن ترتطم بالأرض
    Takla attım ve birazcık düştüm. Open Subtitles اصطدمت بشجرة انقلبت العربة وسقت من داخلها
    Masaya çarpıp çektiğin acı kadar zor. İyi kafa buldun, Mickey. Open Subtitles ها قد وجدت الجواب في ذلك المقعد القاسي الذي اصطدمت به

    Most frequent words and phrases

    Arabic-Turkish: 10k, 20k, more | Turkish-Arabic: 10k, 20k, more