| Biz bunu korsan radyomuzdan insanlara yayacağız, ona suikast yapmak zorunda kalmayacağız. | Open Subtitles | نقوم بإيصال هذا إلى أصدقائنا في الإذاعة المحظورة، ولن يكون علينا اغتياله. |
| Bulduklarımın suikast girişimiyle hiçbir alakası olmadığını söyleyebilirsiniz. | Open Subtitles | إستنتاجات تبريء فنزويلا من إشتراكها في أي شيئ له علاقة بمحاولة اغتياله |
| Tüm yapmam gereken yabancı biri olarak Peru'nun gelecekteki başkanını düşmanlarından birinin ona suikast yapacağına ikna etmek. | Open Subtitles | اقناع الرئيس التالي لدولة البيرو ليقول لشخص غريب مَن برأيه مِن اعدائه قد يريد اغتياله |
| Ama doğru söylediği için suikaste uğradığını düşündüğümü bilmenizi istedim. | Open Subtitles | ولكنى اشعر ان من مسؤوليتى ان اخبرك ان حقيقة اغتياله لأنه كان يخبرنا بالحقيقة |
| Burada olmamın tek sebebi, neden ve nasıl suikaste uğradığını bulmak. | Open Subtitles | السبب الوحيد لوجودي هنا هي محاولة أن أعرف لماذا وكيف تم اغتياله |
| Eşim, David Palmer'ı suikast girişiminden koruduğum için öldürüldü. | Open Subtitles | تم قتل زوجتي لأني كنت مسؤولاً عن حماية (ديفيد بالمر) خلال محاولة اغتياله |
| Sanırım öldürüldü. | Open Subtitles | أعتقد أنه تم اغتياله |
| RAW suikast düzenledi. | Open Subtitles | تم اغتياله مِن قبل وكالة الاستخبارات الهنديّة |
| Fakat Hindistan Bakanının suikast ihtimali olan... böyle bir yere gitmesine izin veremeyiz. | Open Subtitles | ولكننا لا نستطيع أن نسمح لوزير الداخلية في الهند بالذهاب إلى أي مكان من هذا القبيل الذي يحمل إمكانيات اغتياله. |
| ...İngilizleri suikast girişiminde bulunmakla suçladı. | Open Subtitles | يتهم الحكومة البريطانية بمحاولة اغتياله |
| Prens suikast girişiminden sonra farklı bir adam oldu. | Open Subtitles | لقد تغيرّ وليّ العهد منذ محاولة اغتياله |
| Beyrut'ta Ebu Nazir'i koruyan ekiplerden biriydim sen ve CIA ona suikast düzenlediğinizde. | Open Subtitles | كنت جزء من الفريق الذي كان يحمي (أبو نذير) في (بيروت) حين حاولتم أنتِ ووكالة الاستخبارات اغتياله |
| suikast girişimini atlattıktan sonra kendisine hâlâ sadık olacağını düşündüğü New York suç ailelerinden birinin liderinden yardım istedi, yani Albert Anastasia'dan. | Open Subtitles | بعد تعافيه من محاولة اغتياله وصل الى زعيم احد اسر الجريمة في نيويورك (الذي يعتقد انه موالي له,(ألبرت أناستازيا |
| Bence bu yüzden suikaste uğradı. | Open Subtitles | أعتقد أن هذا هو سبب اغتياله لقد وردنا تنبيه من الهيئات الداخلية |
| Burada olmamın tek sebebi, neden ve nasıl suikaste uğradığını bulmak. | Open Subtitles | ...السبب الوحيد لكونى هنا هو محاولة اكتشاف لماذا وكيف تم اغتياله... |
| suikaste uğramadan önce yalnızca dört ay başkanlık yapabildi ama heykelin tepesine çıkarsan 48 kilometre uzağı net görüyorsun. | Open Subtitles | أعني بالتأكيد كان رئيسا لأربع شهور وحسب قبل أن يتم اغتياله لكن إن صعدت للأعلى يمكنك أن تشاهد لمسافة 30 ميلا تقريبا |
| BAŞKAN LINCOLN öldürüldü ÜLKE ŞOKTA | Open Subtitles | الرئيس (لينكون) تم اغتياله الأمة في صدمة |
| Dün gece Profesör Stoddart evinde öldürüldü. | Open Subtitles | (الليلة الماضية، الأستاذ (ستودارت تم اغتياله في منزله |
| Arabasında vurularak öldürüldü. | Open Subtitles | لقد تم اغتياله في سيارته |
| Bu gece yapılan saldırının ardından Marcus'un durumu bilinmezliğini koruyor. | Open Subtitles | ما زالت حالةُ (ماركوس) مجهولةً حاليّاً إثرَ محاولةِ اغتياله في وقتٍ سابقٍ الليلة. |