| Bütün gün yoldaydın. Belki bir duş alıp, biraz kestirmek istersin. | Open Subtitles | لقد كنت على سفر طوال اليوم ربما تودّ الإستحمام والنوم قليلاً |
| Bu sabah duş oluğumda 15 tane saç teli buldum. | Open Subtitles | وجدت 15 شعرة في مصرف الإستحمام الخاص بي هذا الصباح. |
| Üç gündür duş almamış olmanın gücüdür belki seni kaşıtan. | Open Subtitles | قوة عدم الإستحمام لثلاثة أيام ربما هذا هو سبب الحكه |
| Seni uyandırmak istemedim. Ayrıca burayı banyo olarak kullanabileceğimi düşünmüştüm. | Open Subtitles | لم أرد إيقاظكِ، بالإضافة إلى أني ظننت انه يمكنني الإستحمام |
| Bir keresinde yüksek IQ'ya sahip olmanın banyo yapmamak için mazeret olmadığını söylemişti. | Open Subtitles | أخبرني ذات مرّة أنّ وجود معدّل ذكاء عالي لديّ ليس عذراً لعدم الإستحمام |
| Hey, duştan lav suları akıyor. | Open Subtitles | هناك حمم من المياه الساخنة تخرج بغزارة من دُش الإستحمام |
| Sabah kalktık ve beraber duşa girdik. | Open Subtitles | إستيقظت صباح اليوم التالي و قفزت لحوض الإستحمام معها |
| duş kabinini kullanmasına kim izin verdi? | Open Subtitles | من أخبرها أنه بإمكانها إستخدام غرفة الإستحمام هذه |
| duş alma konusunda saplantılarsa, vazgeçebilirler. | Open Subtitles | إن كان الإستحمام أمراً مصيرياً لهم، لربما فعلوا |
| Mahkumların her gün duş alması zorunluydu. | Open Subtitles | أعتاد السجناء في السابق على الإستحمام يومياً كان إلزامياً |
| Şu kadarını söyleyeyim, duş tecavüzcüleri çetesiyle artık işim kalmadı. | Open Subtitles | يكفى أن أقول بأننى انتهيت وسط قطاع الطرق فى غرفة الإستحمام يكفى أن أقول بأن هؤلاء الحراس الخنازير |
| Evet, soğuk duş, Maris'i aklına daha çok getiriyordur. | Open Subtitles | نعم ,أنا أفترض أن الإستحمام مع البرد القارس يجلب ماريس إلى البال فورا |
| duş almayı düşünüyorsan sıcak su az akıyor. | Open Subtitles | إن كنت تنوي الإستحمام فإعلم أن الماء الساخن قليل |
| Bunu bir düşün, en son ne zamandı Ona bir banyo yaptın, | Open Subtitles | فكري في هذا، متى كانت آخر مرة أخذتيها إلى حوض الإستحمام ؟ |
| Bunun insanlara daha sık banyo yaptıracağına inanıyor musun? | Open Subtitles | هل أعجبتكِ ؟ هل تعتقدين أنها ستجعل الناس يرغبون في الإستحمام أكثر من 10 مرات ؟ |
| Yalnız olmayacağım. En yakın dostlarım Ben ve Jerry'yle sıcak bir banyo yapacağım. | Open Subtitles | سأنزل إلى حوض الإستحمام الساخن مع صديقاتي بين و جيري.. |
| Yemek yemek paylaşılan bir deneyim olmalı. Bilirsin, banyo yapmak gibi. | Open Subtitles | الأكل يجب أن يكون أمراً مشتركاً، كما تعلمين مثل الإستحمام |
| Lavman, güzel bir banyo ve yemeğe ihtiyacın var. | Open Subtitles | إسمع ، سوف أساعدك على الإستحمام وسأعطيك حقنة شرجية مقوية وسأعد لك الطعام |
| Bizim banyo dediğimiz şey, kokulu sabunla soğuk havluların yardımıyla alınan bir duştan ibarettir değil mi? | Open Subtitles | في الوطن الإستحمام لم يكن إلا مجرد إغتسال مع بعض الصابون ومنشفة باردة، صحيح؟ |
| Sabah kalktık ve beraber duşa girdik. | Open Subtitles | إستيقظت صباح اليوم التالي و قفزت لحوض الإستحمام معها |
| Aynı zamanda duşun altında tişört giyen koca memeli bir adam olduğun için. | Open Subtitles | وايضاً أنت رجل خجول تلبس قميص داخلي عند الإستحمام |
| - Suç mahalli beklemez, duşlar bekler. | Open Subtitles | أجل، حسنا، مسارح الجريمة لا تتنظر. لكن الإستحمام بلى. |
| Derhal banyoya gireceğim ve ıslak, kaygan ve sabunlu olacağım. | Open Subtitles | سوف أذهب لأقفز في حوض الإستحمام و أصبح مبتلة و زلقة و مغطاة بالصابون |
| Eğer yıkanmak isterseniz nehirde uygun bir alan var. | Open Subtitles | إذا كنت ِ ترغبين فى الإستحمام فهناك . حفرة بالخلف عند منحنى النهر |
| Avluda ya da duşta vurulabilirsin. | Open Subtitles | قد تتمّ مهاجمتك في الساحة أو في حمام الإستحمام |
| Ek olarak ebeveyn odasında rezilliklerini yıkayıp arınabileceğin koca bir duşu var. | Open Subtitles | بجانب أنه في الصباح يمكنك الإستحمام في الحمام الرئيسي لتغسل عارك كله |
| Banyodan başka yerde orgazm olalı 30 seneyi geçti. Nasıl? | Open Subtitles | لم أحظى بنشوة جنسية خارج حوض الإستحمام منذ ثلاثين سنة |
| Küvet buz kalıbına dönmeye başladı. | Open Subtitles | إن حوض الإستحمام الساخن سوف يتحول إلى مكعب من الجليد |
| Pislik herif son banyosunu yapmak için küvete atlamış. | Open Subtitles | الوغد قفز في حوض الإستحمام ليستحِم لآخر مرة |