bu işsizlik olayı harika çünkü gerçekten büyük planlar yaptık. | Open Subtitles | والتوظيف البطالة هذا رائع جداً بسبب اننا صنعنا خطط كبيرة |
Piyasalardaki durguluktan dolayı pek çok şehirde işsizlik kanser gibi yayılıyor. | Open Subtitles | ..بسبب الأزمة.. فإن البطالة تنتشر مثل السرطان .فى كثير من الدول |
Pine Ridge Rezervasyonu'nda işsizlik yüzde 85 ve 90 arasında dalgalanıyor. | TED | البطالة في محمية "باين ريدج" الهندية تتراوح بين 85 و90 بالمئة. |
İşsiz kalmak istemiyor olmam, ona ona bağımlı olduğum anlamına gelmez. | Open Subtitles | إن كنتُ لا أريدُ البطالة فلا يعني هذا أنّني متعلّقٌ به |
18 Şubat'ta Kongre'ye hükümetin işsizliği azaltma harcamalarını düşürecek detaylı bir ekonomik program sunacağım. | Open Subtitles | في 18 فبراير،سأقدم تفاصيل البرنامج الإقتصادي للكونغرس خفض نمو إنفاق الحكومة لتقليل البطالة |
Hâlâ kişi başına düşen gelirin en az, işsizlik ve hapsedilme oranlarının en yüksek olduğu, posta kodu olmaktan kaynaklanan bir acı var. Twitter, Airbnb ve Uber gibi teknoloji devlerinin evi olan yerde. | TED | هنالك ألم من الحقيقة أن هذا الرمز البريدي لا يزال لديه واحد من أدنى دخل للفرد، وأعلى معدل من البطالة وأعلى معدل من الاعتقالات في مدينة تحوي عمالقة التكنولوجيا مثل تويتر، ايربنب وأوبر بالديار. |
Göreceğiniz üzere her ne zaman "fantazi/hayal" yükselme gösterse "işsizlik" de aynı şekilde yükselme gösteriyor. | TED | وسوف ترون انه في كل مرة الخيال والتخيل يرتفع خرائط لارتفاع حاد في معدلات البطالة. |
Küresel ekonomi korku ve belirsizliğe tutulunca Amerika'da yüzde 30 oranında işsizlik olduğunu hayal edin. | TED | تخيلوا نسبة 30 في المئة من البطالة في أمريكا والإقتصاد العالمي تحت سيطرة الخوف والشكوك. |
Böylece bir yığın veriyi analiz ettikten sonra keşfettiğimiz şey şuydu; işsizlik ve sefalet 2011 Arap ayaklanmalarının tek sebebi değildi. | TED | إذن بعد تحليل أكوام من البيانات، ما اكتشفناه كان هذا: البطالة والفقر لوحدهما لم يؤديا للانتفاضات العربية في 2011. |
Ülke daha zenginleşirken, işsizlik yükseldi ve insanların konaklama ve eğitim gibi meseleler hakkındaki tatminleri düştü. | TED | بينما تصبح الدولة أفضل ماديا، ارتفعت في الحقيقة البطالة وتراجع بسرعة رضاء الناس عن أشياء مثل الإسكان والتعليم. |
Tüm bunlardan çıkarabileceğiniz korkutucu sonuç ise, yapısal işsizlik için kaygı duymaktır. | TED | نتيجة واحدة مخيفة يمكنكم استخلاصها من هذا كله هي القلق من البطالة الهيكلية. |
Gençler, sıklıkla en yüksek işsizlik oranlarından muzdarip olanlardır. | TED | فالشبان في العادة هم من يعانون من أكثر معدّلات البطالة ارتفاعا. |
İşsizlik zaten yüksek ve her zaman yeniliğin meslekleri öldüreceğine dair bir korku var. | TED | البطالة مرتفعة بالفعل، وهناك دائما خوف أن الابتكار سوف يدمر فرص العمل. |
Damlama fikrine sahip düşünürler haklılarsa, o zaman Washington eyaleti büyük bir işsizlik barındırmalı. | TED | إذا كان الناصحون بالنظام التدريجي محقين، إذًا فعلى ولاية واشنطن مواجهة البطالة الرهيبة |
Bu birçok önemli faktörden biri sadece. Eğer gençlik, işsizlik, eğitimsizlik ve erkek kimliği ile birleşirse -- esas mevzu da bu -- ortaya ölümcül sorunlar çıkıyor. | TED | هذا عامل واحد ضمن مجموعة، لكن الشباب مع البطالة مع نقص التعليم، بالإضافة لأهم نقطة وهي الذكور، هو اقتراح مميت. |
Size işsizlik hakkında üçüncü ve son hikâyemi anlatmak istiyorum. | TED | لذا أريد أن أخبركم قصتي الثالثة والأخيرة، والتي تتمحور حول البطالة. |
Şimdilerde erkek işsizlik oranı bayan işsizlik oranından yüksek. | TED | في الوقت الحاضر، يعد معدل البطالة عند الذكور أعلى من معدلها عند الإناث. |
Berlin'in tamamında işçiler, işsizlik ve zorluklarla karşılaştı. | Open Subtitles | عاني العمال عبر سائر برلين من البطالة وضائقة العيش |
Teknolojimiz o kadar akıllı hâle geldi ki işsiz bir geleceğe doğru yol aldığımızı gösteren bu günlerde pek çok geçerli kaygı var. | TED | ينصب اهتمامنا الواضح هذه الأيام على تطور ذكاء التكنولوجيا الملحوظ وأننا قد أوقعنا بأنفسنا في فخ البطالة في المستقبل |
Etrafınızda gördüğünüz işsizliğin teknolojik işsizliğin doğasından dolayı normal karşılanmaya başladığı gerçeğinden bahsetmeye gerek bile yok. | Open Subtitles | ؟ دون ذكر حقيقة أن البطالة التي نراها حالياً |
Gelecek yıl, yaygın bir buhran ve işsizlikle karşılaşacağız. | Open Subtitles | فى العام المُقبل سنشهد إنتشار الكساد و البطالة |
Gündüz seksi ,işsizlerin çok yaptığı birşeydir. | Open Subtitles | ممارسة الجنس أثناء النهار إحدى إكراميات البطالة |
Matinsky buna epey üzülmüş. İşten ayrılmış, işsizliğe talim etmiş. | Open Subtitles | أصبح ذلك صعباً عليه ترك عمله، اتجه إلى البطالة |