| Kendisini sakatlamak için yağlama olarak kan kullanmaktan ödün vermemiş. | Open Subtitles | تعريض القيود لجروح جسديّة صغيرة، استخدام الدم ومواد التشحيم. |
| Biliyorsunuz yakın zamanda bağlı ortaklığınız, çekirdek yağından türetilmiş organik ester bazlı yağlama maddesi geliştirdi ve-- | Open Subtitles | "شركتكم الفرعية, طوّرت عضوياً "الإستر المساند لزيوت التشحيم المشتق من لباب النفط ... هذا يجعل - أنتِ أمريكية؟ |
| Biliyorsunuz yakın zamanda bağlı ortaklığınız, çekirdek yağından türetilmiş organik ester bazlı yağlama maddesi geliştirdi ve-- | Open Subtitles | "شركتكم الفرعية, طوّرت عضوياً "الإستر المساند لزيوت التشحيم المشتق من لباب النفط ... هذا يجعل - أنتِ أمريكية؟ |
| Bu su, cam şişe ile ketçabın merkezdeki pıhtısı arasında Kayganlaştırıcı görevi yapar ve bu sayede ketçap akar. | TED | يقوم الماء مقام مواد التشحيم بين العبوة الزجاجية و مكونات الكاتشب، وبهذا سيتدفق الكاتشب. |
| Bir dahakine Kayganlaştırıcı kullan. Eğer acizsen ön sevişmeyi dene. | Open Subtitles | جرب زيت التشحيم أو المداعبة الجنسية لو كنت قذراً |
| Evet, biraz Victoria cini, ve Kayganlaştırıcı, ve sonra da olunca .. | Open Subtitles | فيكتوريا جينن ؟ أجل , اجل , قليلا من التشحيم قبل ان يركل حذاؤه وابهامك من خلال مجلتك المفضله |
| Yağdanlık kolu alıcısını besleyen üçlü kod uygun hale getiricisi yağ karterini deldi ve yan duvarlara basınç uygulamaya başladı. | Open Subtitles | جهاز التوافق الثلاثي الشفرات الذي سيوضع في أطراف الاستقبال سحقت أوعية التشحيم والضغط على الجدران الجانبية زاد |
| Biri biraz Gres yağı getirsin, bolca kullanalım. | Open Subtitles | فليحضر أحدا بعضا من زيت التشحيم وسنقوم بطلاء يبعض الأشياء هنا |
| Külotunuzu kolayca indirmek için votkanın Kayganlaştırıcı olduğunu sanırlar. | Open Subtitles | انهم يعتقدون أن الفودكا مثل زيوت التشحيم لنزع كلوتك بسهولة. |
| Diş macununu Kayganlaştırıcı ile karıştırdığında amanın diye tepki verirsin. | Open Subtitles | "أوبس" عندما تُخطأ بين معجون الأسنان وزيت التشحيم. |
| Vajinal Kayganlaştırıcı promosyonu. | Open Subtitles | إنبوب اختبار زيت التشحيم المهبلي. |
| - Ve bayanlar için de Kayganlaştırıcı... - Dün gece seks yaptım. | Open Subtitles | ...و التشحيم متوفر يا سيدات - لقد ضاجعت ليلة البارحة - |
| Suyun Kayganlaştırıcı özelliği yoktur. | Open Subtitles | المياه ليست مواد التشحيم. |
| Yağdanlık kolu alıcısını besleyen üçlü kod uygun hale getiricisi yağ karterini deldi ve yan duvarlara basınç uygulamaya başladı. | Open Subtitles | جهاز التوافق الثلاثي الشفرات الذي سيوضع في أطراف الاستقبال سحقت أوعية التشحيم والضغط على الجدران الجانبية زاد |
| Biri biraz Gres yağı getirsin, bolca kullanalım. | Open Subtitles | فليحضر أحدا بعضا من زيت التشحيم وسنقوم بطلاء يبعض الأشياء هنا |