| Cinayet olduğunda mezar taşına ne yazılır onu da bilemiyorum. | Open Subtitles | لا أعلم ماذا يوضع على الضريح أن كانت جريمة قتل |
| Bu mezar "evim" demek için fazla soğuk ve boş. | Open Subtitles | هذا الضريح أكثر برودةً وفراغاً من أن يُطلق عليه منزل |
| Eski yazıya göre bu tapınak, tam olarak Herkül'ün doğduğu yere kurulmuştur. | Open Subtitles | النصوص القديمة تقول إن هذا الضريح قد أنشيء على نفس المنطقة |
| Çok iyi bir türbeye benziyor, değil mi Chief? | Open Subtitles | يبدو هذا الضريح جيد جدا، اليس كذلك، تشيف؟ |
| Katolikler bile var, Peder... beni geçidin yakınındaki Sunağa götüren Katolikler bile... | Open Subtitles | لدي حتى الكاثوليك، أيها الأب... الذين يقودوني الى الضريح بالقربمنالممر. |
| Vadinin girişinde, tapınağın kapısını gösteriyordu. | Open Subtitles | الوجه الذي يشير إلى المدخل إلى الوادي ، البوابة إلى الضريح |
| Daha sonra ölü askerler için bu anıt mezar yapıldı. | Open Subtitles | وفيما بعد ، قمنا ببناء هذا الضريح ليأوي جنودهم الموتى |
| "Çünkü kocaman ve serin mezar taşlarıyla dolu. " | Open Subtitles | لان جميعها تحتوي على بلاطات الضريح الباردة الكبرى |
| O mezar yerini aldık. | Open Subtitles | قمنا بشراء ذلك الضريح لأنها أحبت الأشجار. |
| mezar kütüphanede. | Open Subtitles | ألم تفهم بعد ؟ الضريح فى مكان ما هنا بالمكتبة |
| Ortada, bir çeşit kare tapınak, etrafında dönen insanlar ve muhtelif tanrılar olurdu. | Open Subtitles | يكون هناك نوع من الضريح المربع في المنتصف يطوفون حوله وآلهة مختلفة |
| İyileştirici tapınak. Bırakalım da Sinbad bize yolu göstersin. | Open Subtitles | الضريح المشفي يجب أن نترك"سندباد" ليرشدنا إلى الطريق |
| Şaka yapmıyorum, iyi bir türbeye benziyor. | Open Subtitles | أنا لا أَمْزحُ. يَبْدو ان ذلك الضريح جيد. |
| Eğer Sunağa dokunursan... sonsuza dek cehennem ateşinde yanacaksın... | Open Subtitles | ألمس الضريح... وستحترق فى نار جهنم إلى الأبد... |
| tapınağın her yeri soylular ve hacılar tarafından bırakılan mücevherlerle doluymuş. | Open Subtitles | الضريح كله متألق بالمجوهرات التي خلفها الأمراء والحجاج |
| Parazit bu ışınıma duyarlı. Bu yüzden mabet işe yarıyor. | Open Subtitles | الطفيلي حساس للأشعة التي يعمل عليها الضريح |
| Türbe'nin çıkışına kadar onları bekle ve ikisini de öldür. | Open Subtitles | إذن إنتظرهم خارج الضريح وأقتلهما معا هناك |
| tapınağı çevreleyen taş binanın çatısı yoktur ama tepesi dikenli telle örülmüştür. Heykelleri kimse çalmasın diye. | TED | يحيط الضريح مبنى حجري بلا سقف متصلة من القمة بأسلاك شائكة لضمان عدم سرقتهم مرة أخرى. |
| Bildiğin en güveli yerde mozolede. | Open Subtitles | المكان الأكثر أماناً تَعْرفُ... ... الضريح. |
| Kutsal Meryem sunağı bizi onlardan kurtaracaktır. | Open Subtitles | سيدتنا فى الضريح ستخلصنا منهم. |
| -Tünel doğruca tapınağa açılıyor. | Open Subtitles | هذا يقود مباشرة إلى الضريح ولكنة ضيق جداً |
| Bu sunak, köyün yerini kabak gibi işaret ediyor! | Open Subtitles | هذا الضريح يشير مباشرة إلى القرية مثل إصبع. |
| Emin olamam ama bildiğim kadarıyla 400 küsur senedir mezara giren olmadı. | Open Subtitles | لا يمكن ان اكونَ متأكداً لكن بحسب معرفتي لم يدخل احد الضريح لأكثر من 400 سنة |
| Mezarla ilgili bir kitabı değil, mezarın kendisini arıyordu. | Open Subtitles | يا إلهى لا بد و أننى كنت عمياء أبى لم يكن يبحث عن كتاب بخصوص ضريح الفارس لقد كان يبحث عن الضريح ذاته |
| Dördüncü türbenin içinde, üç altın tabut- biri diğerinin içinde, ve merkezde oğlan kralın mumyası, Tutankhamen. | Open Subtitles | بداخل الضريح الرابع ثلاثة توابيت ذهبية كل واحد بداخل الآخر وفى المنتصف تقبع مومياء الفرعون الشاب توت عنخ آمون |