| Vücudun kendi salgıladığı bazı biyokimyasal maddelerin kemik dokusunu böyle eritme özelliği vardır. | Open Subtitles | بعض الكيميائيات الحيوية التي يطلقها الجسد تكون لها القدرة على إذابة الأنسجة العظمية |
| kemik çıkıntıları ve hareketlerinize göre sizin yıllardır veri girişi işinde çalıştığınızı biliyorum. | Open Subtitles | من الزوائد العظمية و و الحركة المنقوصة، أعلم أنك عملتي في مُدخلة بيانات |
| kemik kalıntıları bu sabah elekten geçirildi. Başka bir ölümcül salgın olduğunu düşünmüştük. Fakat FEMA'nın onları arkeolojik bir yerden aldıklarını keşfettik. | Open Subtitles | كان هناك بعض الأجزاء العظمية من موقع الحادث بخارج البلدة |
| Seksi Ortopedi hemşiresini çıkar aklından. | Open Subtitles | انسي الأمر، توقفي عن التفكير في ممرضة العظمية المثيرة. |
| Ve ayrıca, Blair çok kemikli. | Open Subtitles | بالإضافة إلى أن لدى بلير كثير من الهياكل العظمية |
| 2008'de arkeologlar dokuz bin yıllık iki iskelet buldular. | TED | عام 2008، اكتشف علماء الآثار اثنين من الهياكل العظمية عمرها 9000 عام. |
| Bak, sanat eseri, kemik büken yerçekimi turu. | Open Subtitles | إنظر الحديث جدا، جولة جاذبية التشويه العظمية |
| Otopsi ayının midesi ve bağırsaklarında daha da kemik parçasını ortaya çıkardı. | Open Subtitles | أظهر تشريح الجثة المزيد من الشظايا العظمية داخل معدة الدب و في المعي الداخلي |
| İsimsiz bir mezarda kemik yığını. | Open Subtitles | إذاً مجموعة من الهياكل العظمية في مقبرة غير معلمة |
| Bu fazladan kemik parçası Warren Granger'a ait değil. | Open Subtitles | إن هذه الشظية العظمية الزائدة لم تأتي من وارن جرينجر إن وارن جرينجر هو ضحية لإعتداء عنيف |
| Warren Granger'ın boynunda bulunan kemik parçacığı otuzlarının ortasında beyaz bir erkekten geliyor. | Open Subtitles | الرقاقة العظمية التي عثرنا عليها في رقبة وارن جرينجر |
| Ancak bunların ikisi de yabancı kemik parçasının omurgaya nasıl girdiğini açıklamıyor. | Open Subtitles | و لكن أياً منها لا يفسر كيف ان الشظية العظمية تركت محشورة في الفقرات |
| Bir süre şu kemik parçalarını boş verin. | Open Subtitles | و انسي أمر الشظايا العظمية في الوقت الحالي |
| Çünkü kemik parçaları değil, uçağın düşüşü kazaydı. | Open Subtitles | لأن تحطم الطائرة كان حادثاً أما الشظايا العظمية لم تكن كذلك |
| Çünkü yerde bulduğunuz kemik parçalarıyla daha çok ilgileniyorsunuz. | Open Subtitles | لأنك مهتمة أكثر بهذه الشظايا العظمية التي وجدتها على الأرض |
| Ortopedi rotasyonum sırasında bir osteosarkoma hastası gelmişti. | Open Subtitles | خلال عمليتي العظمية وصلني مريض بورم عظمي خبيث |
| Kardiyolojiye karşılık Ortopedi. | Open Subtitles | العظمية مقابل القلبية. |
| Şimdi koy kemikli kıçını sandalyeye ve senden geriye kalacak parçalar hâlâ bulunacak kadar büyükken, karşı teklifimi dinle. | Open Subtitles | والآن أجلسي مؤخرتك العظمية واستمعي لعرضي المقابل فيما لايزال من جسدك قطعاَ كبيرةَ ما يكفي لإيجادها |
| Hayır. Sanırım Hindistan'da bir iskelet çiftliği var. | Open Subtitles | لا أعتقد أنه توجد مزرعة للهياكل العظمية في الهند |
| Ortopedik cerraha ve acil desteğe ihtiyaçları varmış. | Open Subtitles | يحتاجون بعض الدعائم العظمية ودعم الطواريء |
| Kemikteki kesik göz önüne alınırsa testere ya da bıçağımız yaklaşık olarak iki milimetre kalınlığında. Nasıl bir bıçağın kullanıldığını bulamadım daha. | Open Subtitles | طِبقاً للخسارة العظمية من القص فهو منشار سمك نصله 2 ميليمتر |
| Ben sadece "evet efendim, hayır efendim" diyen pısırık bir kız görüyorum ve ortopedide pısırık kızlara yer yoktur. | Open Subtitles | حسنا، كل ما أراه فتاة جبانة تردد "حاضر، سيدتي، كلا، سيدتي"، ولا مكان في العظمية للفتيات الجبانات. |
| "Dev dinazorların önayakları ve insanoğlu üzerinde karşılaştırmalı .kemikbilimi ve biyomekanik. | Open Subtitles | مقارنة الهيكلية العظمية للطرف الأمامي و الميكانيكية الحيوية بين ذوات الأقدام و بين الإنسان العادي |
| Bulunan kadın iskeletleri kesilmiş kaburgalar, savaş baltaları ile ezilmiş kafatasları ve kemiklere gömülmüş oklar gibi savaş yaralarına sahip. | TED | الهياكل العظمية النسائية تحمل ندوبا حربية: أضلعًا كُسرت بالسيوف، جماجمَ تهشمت بالفؤوس، وأسهمًا مغروسة في العظام. |
| Daha da yakından bakarsanız, görürsünüz ki kireç taşının içinde birbiri üzerine yığılı ufak kabuklar ve iskeletler vardır, | TED | واذا نظرتم بدقة أكثر ، سترى في ذلك الحجر الجيري ، وهناك القليل من القواقع وبعض الهياكل العظمية مكدسة على بعضها البعض. |
| İskeletlerin neredeyse bütün olduğunu söylemiştin. | Open Subtitles | لقد اخبرتني ان الهياكل العظمية شبه مكتملة |