"بتأنيب" - Translation from Arabic to Turkish

    • azabı
        
    • suçluluk
        
    • çok kötü
        
    Seni şuracıkta gebertsem zerre kadar vicdan azabı çekmeyeceğimi biliyorum. Open Subtitles يعني أنني لو قتلتك الآن فلن أشعر بتأنيب الضمير
    Olay yüzünden vicdan azabı çekiyor musun? Open Subtitles هل أحسستِ بتأنيب الضمير منذ حادثة إطلاق النار؟
    Liam vicdan azabı çekiyor ve Karma'ya anlatmak üzere. Open Subtitles ليام يحس بتأنيب ضمير كبير، هو على وشك أن يخبر كارما.
    suçluluk duyguları kazandırabilir. Open Subtitles سوف يشعرون بتأنيب الضمير الهائل، مِن شأن ذلك أن يكون مُثمراً للغاية.
    Ben "çalmak" kelimesini kullanmadım. Görünüşe bakılırsa birileri suçluluk duygusu duyuyor. Open Subtitles أنا لم أقل "سرقها" ولكن يبدو أنا أحدا يحس بتأنيب الضمير.
    Gölde Charlie ile girdiği bahisten dolayı kendini çok kötü hissediyordu. Open Subtitles شعر بتأنيب ضمير حيال رهانه مع " تشارلي " عند البحيرة
    İnsanlar güven içinde yataklarına uzanınca hissettikleri vicdan azabı ne inanılmaz. Open Subtitles إنه من الرائع شعور الناس بتأنيب الضمير حينما يكونون أمنين فى سريرهم
    Vicdan azabı çekmeyi bırakmalıyım. Open Subtitles يجب أن يتوقف شعوري بتأنيب الضمير
    Bunun için vicdan azabı duyuyordu. Open Subtitles لقد كاد يقتله الإحساس بتأنيب الضمير
    Neden vicdan azabı çekecekmişim ki? Open Subtitles ماذا فعلت لأشعر بتأنيب الضمير بشأنه؟
    Vicdan azabı mı? Open Subtitles شعرت بتأنيب الضمير ؟
    Sonra da kevaşe yaptıklarından dolayı vicdan azabı çekmeye başladı. Özellikle de şu çocukla ayrılmana sebep olduğu için. Neydi adı? Open Subtitles لكنّ الحقيرة ردّ لها ضميرها وشعرت بتأنيب ما فعلته، ولا سيّما أنّ الصُورة قطعت علاقتكِ مع المدعو (زاك).
    Tadını çıkaramadım çünkü suçluluk duyuyordum. Open Subtitles ولم أشبع رغباتي، لأنني شعرت بتأنيب الضمير
    Bunu suçluluk hissettiğin için yapmıyorsundur umarım. Open Subtitles حريّ بكَ ألاّ تفعل هذا لأنّك تشعر بتأنيب الضمير
    Onu tehlikeye attığın için suçluluk duymuyor musun? Open Subtitles ألاّ تشعر بتأنيب الضمير وأنت تعرضها للخطر ؟
    suçluluk ve sevgi gibi duyguları taşımak zorunda kalmıyorum. Open Subtitles فكما تعلمين، ما كنت أعبأ بتأنيب الضمير ولا بالحب.
    Çünkü bu insanlar sadece amatör değil, aynı zamanda suçluluk psikolojisi içindeler. Open Subtitles لأن أولئك القوم ليسوا هواة فحسب بل يشعرون بتأنيب الضمير كذلك
    suçluluk duyduğun için. Open Subtitles بل لشعورك بتأنيب الضمير
    Önceki akşam sana yalan söylediğim için çok kötü hissettim ve telafi etmek istedim. Open Subtitles حسناً,لقد كنت أشعر بتأنيب الضمير لإنني كذبت عليك الليلة السابقة وأردت أن أصالحك
    İlk tanıştığımızda ona yalan söylediğim için çok kötü hissetmiştim sonrasında bugün ona yardım etmeyi kabul ettim. Open Subtitles لقد شعرت بتأنيب الضمير عندما كذبت عليه عندما ألتقينا أول مرة، لذا وافقت على مساعدته اليوم

    Most frequent words and phrases

    Arabic-Turkish: 10k, 20k, more | Turkish-Arabic: 10k, 20k, more