| Kuzenimle birlikte hoş bir öğle yemeği yediniz mi bari? | Open Subtitles | إذن، هل حضيتَ أنتَ و إبنة عمي، بغذاء جميل ؟ |
| Mussolini öğleden sonra treni ile geliyor. Hitler şimdi öğle yemeği yiyecek . | Open Subtitles | موسوليني يصل على قطار بعد الظهر الفيورر يرغب أن يحظى بغذاء معه |
| Mussolini öğleden sonra geliyor. Führer hafif bir öğle yemeği istiyor. | Open Subtitles | موسوليني يصل على قطار بعد الظهر الفيورر يرغب أن يحظى بغذاء معه |
| Ayrıca, bugünün öğle yemeğine gerçek et koyan kişi.. | Open Subtitles | ايضاً . من قام بوضع لحمة حقيقيه بغذاء اليوم |
| Bir öğle yemeğine daha ne dersin? | Open Subtitles | ما رأيك بغذاء ثانٍ؟ |
| Yarın öğle yemeğine çıksak olur mu? | Open Subtitles | ما رأيك بغذاء غداً؟ |
| Şimdi, bu bekarın sepetinde... ev yapımı yengeçli sandviç, buğday salatası... ve vişneli paydan oluşan... leziz bir öğle yemeği var. | Open Subtitles | الآن موعد هذا العازب يباهي بغذاء فاخر من كعك سرطان البحر منزلي الصنع و سلطة الذرة الطازجة |
| Gel, geç öğle yemeği mi yemek istersin yoksa akşam yemeğini beklemek mi? | Open Subtitles | هيّا، الآن اسمعي هل تريدين أن تقومي بغذاء متأخر أو هل يمكنكِ الانتظار حتى العشاء؟ |
| Baksana, neden ikimiz öğle yemeği yerken sen de bana o kitaptan şiirler okumuyorsun? | Open Subtitles | إسمعي ، لما لا نحظى أنا و أنتِ بغذاء سوياً ؟ حينها يمكنك قراءة بعض من تلك القصائد لي |
| Anlamıyorum. Onunla öğle yemeği yersek boşanmayı kabul mü edecek? | Open Subtitles | إنني لا أفهم , أوَافَقتْ على الطلاق إن حظينا بغذاء معها ! |
| Anlaşılan herkes güzel bir öğle yemeği yemiş. | Open Subtitles | يبدو أنكم إستمعتم بغذاء شهي |