| yay ve okla hedef almayı bırak, ismimi dahi doğru dürüst imzalayamıyorum. | Open Subtitles | بالكاد أكتب اسمي ناهيك عن التصويب بقوس وسهم |
| Şehir havada uçuyor, robot ordusuyla savaşıyoruz benimse elimde ok ve yay var. | Open Subtitles | حسناً، انظري، المدينة تطير ونحن نحارب جيشًا من الآلات وأنا أقاتلهم بقوس وسهم لا شيء من هذا منطقي |
| Bu arada, bana bir yay borçlusun, unutma. | Open Subtitles | بالمناسبة ، لاتنس أنك تدين لي بقوس جديد |
| Bu olimpik bir yayla yaklaşık olarak 18 metrelik bir atış. | Open Subtitles | هذه طلقة من مسافة عشرون ياردة بقوس الِـ"ريكوف" |
| Bir keresinde sadece bir yayla bir köprü trolünün hakkından gelmiştim. | Open Subtitles | أحدى المرات هزمت ترول بقوس مستعرض |
| Kurbanlarını yüksek hızlı yay atarak öldürüyor. | Open Subtitles | جميعهم قُتلوا بقوس عالي السرعة. |
| Kılıç dövüşünde ok ve yay kullanmak için yıllarını verdin. | Open Subtitles | {\pos(190,230)} فإنّك أمضيت سنينًا تتدرَّب على خوض مسايفة بقوس وسهم. |
| O şeyi yay ve okla mı vurdun? | Open Subtitles | هل أطلقت النار على ذلك الشيء بقوس ورمح؟ |
| Birinin onun boğazını kestiğini ve yay ile çalmaya çalıştığını duydum. | Open Subtitles | وحاول العزف عليه بقوس موسيقي |
| Epirus yay'ını tutuyor ve Hyperion'a sarılıyorsun. | Open Subtitles | وأنتَ تُمسك بقوس (إيبروس)... و... -تعانق (هيبريون ... |
| Bir tanesini aşağıda ok ve yayla zımbaladım. | Open Subtitles | طعنت أحدهمَ في الطابق السفلي بقوس وسهم |
| - Silahla mı? - Hayır, ok ve yayla. Tabii ki silahla. | Open Subtitles | كلا ، بقوس و نشاب بالطبع ، بِسلاح |