| Annen her zaman ki gibi dehşet saçıyor zaten ortada yeterince yokmuş gibi. | Open Subtitles | والدتك دائما تفتح ابواب الجحيم كأن ماتفعله ليس بكفاية |
| Tek nedeni de polis olmamın senin için yeterince iyi olmamasıydı. | Open Subtitles | وكان لأنه وجودك مع شرطي ليس بكفاية بالنسبة لك |
| - yeterince ilacın var değil mi? - Evet var. | Open Subtitles | طالما تتناول ادويتك بكفاية - لدينا مايكفي - |
| Nakaratı yeterince güzel olmadı mı? | Open Subtitles | لا نملك فرقة موسيقية جيدة بكفاية |
| İhtiyaçlarını yeterince karşılıyorum değil mi? | Open Subtitles | كنت ألبي حاجاتك بكفاية, أليس كذلك؟ |
| Ayrıca yalanı satmak için elimizde yeterince gerçek de var. | Open Subtitles | و... ؟ لدينا حقيقة ناجحة بكفاية, ستفيدنا بترويج الكذبة |
| Şimdi istediğimiz, insanların daha iyi modelleri yeterince tanıyabilmesi -- bunu hislerinde yansıtabilmesi -- bu sayede doğru değiş-tokuşları yapabilmeleri. | TED | الآن، الذي نريده هو أن نجعل الناس بكفاية يألفون نماذج أفضل -- نجعلها تنعكس على أحاسيسهم لتسمح لهم بعمل مقايضات أمن أفضل. |
| yeterince kaçış yaptın zaten. | Open Subtitles | قمت بكفاية منهم |
| yeterince uzakta kalın. | Open Subtitles | هذا بعيد بكفاية, ارجع من فضلك |
| yeterince zor değildi. | TED | ليست فوضوية بكفاية . |