| Vancouver'ın, dünyadaki diğer tüm şehirlerden daha çok Playboy güzeli çıkardığını biliyor musun? | Open Subtitles | هل تعلم أن فان كوفر بها أكثر ملاهي ليلية بالنسبة لأي مدينة بالعالم |
| Kuruntularının sorumlusu ben olamam. Ona benden daha çok mu güveniyorsun? | Open Subtitles | أنا لست مسئولا عما تقوله من أوهام أتثقون بها أكثر مني؟ |
| Çok heyecanlıydım çünkü vermekten daha çok hoşlandığım çok az şey var. | TED | وكنت متحمسةً جداً، لأن هناك أموراً بسيطة أستمتع بها أكثر من رد الجميل. |
| GÜNÜMÜZ Onu daha fazla tutamam, çok fazla su aldı. | Open Subtitles | لا أستطيع الإمساك بها أكثر إنها تحمل الكثير من الماء |
| Buna da karın hakkındaki rivayetlerden daha fazla kulak asıyor değilim. | Open Subtitles | لا أبدي اهتمام بها أكثر ما أبدي بخصوص الشائعات عن زوجتك |
| Sonunda, beyinde gerçekleşen etkinliklerin bir insana karşı oynandığında bir bilgisayara kıyasla daha fazla olduğu gözlenmiş. | TED | ما ترونه هنا هو تقليل من بعض المناطق التي بها أكثر نشاط دماغيّ عندما تلعب مع ناس مقارنة باللّعب مع حاسوب. |
| -Onu benden daha çok önemsiyorsun. -Öyle olmadığını biliyorsun. | Open Subtitles | أنك تهتم بها أكثر مني أنك تعلمين الحقيقة |
| Ben Londra prodüksiyonundan daha çok beğeniyorum. | Open Subtitles | أنا استمتع بها أكثر من النسخة الأنجليزية. |
| Onu gittikçe daha çok sevdim ve sonunda evlat edinmeye karar verdim. | Open Subtitles | أصبحت مولعاً بها أكثر وأكثر وفي النهاية قررت أن أتبناها |
| Bence çayını içerken bundan daha çok hoşlanırsın. | Open Subtitles | أظن أنكِ ستستمتعين بها أكثر وأنتِ تشربين الشاي |
| Bunu daha çok kayıtlar için deneyimlerini yazmak olarak düşün. | Open Subtitles | فكر بها أكثر بأنها كتسجيل خبرتك لأجل التاريخ |
| Benim daha çok ilişkim olsa da, çalışanlarımla çok fazla ilişkim olmadı. | Open Subtitles | لديّ أقارب و انسباء يعملون بها أكثر مما تتخيل. |
| Sayı için son hak. Maçı kimin daha çok istediğini göreceğiz. | Open Subtitles | الركضة الرابعة وتحقيق هدف ستذهب لمن يرغب بها أكثر |
| Evet ama bir de daha çok önemsediğim bir kız kardeşim var. | Open Subtitles | إنّه أخوك . أجل، كما أن لديّ أختًا أحفل بها أكثر. |
| Belki de kendi seçimlerini daha çok kafana takmalısın. | Open Subtitles | ربما يجب عليك تقلق بشأن الخيارات التي قمت بها أكثر من ذلك بقليل. |
| Çok daha fazla sevişmek isterdim. | Open Subtitles | مثل أليكس, أقوم بها أكثر من الازم غالباً |
| Belki de böyle olmazdı ben daha fazla ilgi gösterseydim ya da daha dikkatli olsaydım ya da bir vajinam olsaydı. | Open Subtitles | ربما لم يكن هذا ليحدث إذا شعرت بها أكثر أو إهتممت بها أكثر أو لو كنت أملك رحم |
| Bir nevi. Çevresindekilere karşı, gören birinden daha fazla hassaslaşıp durdurulamaz bir düşman haline gelmiş olabilir. | Open Subtitles | إنها أكثر حساسية لما يحيط بها أكثر من الشخص الذى يرى |
| Onunla daha fazla ilgilenmeme ve üzerindeki yükü biraz azaltmama ne dersin? | Open Subtitles | لم لا تدعيني أعتني بها أكثر وأخفف العبء عن كاهلك ؟ |
| Elinizde daha fazla tutamayacağınızı hissediyorum. | Open Subtitles | أشعر بأنك لن تضطر للاحتفاظ بها أكثر من هذا |