| O yüzden sakın buraya gelip beni yargılamaya kalkma, tamam mı? | Open Subtitles | لا أرجوك لا تأتي الى هنا كي تصدري أحكاما علي.. اتفقنا؟ |
| Buraya gelip, size ve bahtsız dostunuza yardım etmeleri için yetkililere haber verdim. | Open Subtitles | أنا أيضاً أتصلت بالسلطات حتى تأتي الى هنا لتساعدك مع صديقك الغير محظوظ |
| Paris'e gelmek için en küçük şansı bile kaçırmıyor. | Open Subtitles | انها تنتهز أدنى فرصة تتاح لها لكي تأتي الى باريس |
| Hemen gel. Bu bir ölüm kalım meselesi. | Open Subtitles | ال عليك أن تأتي الى هنا أنها مسألة حياة او موت |
| Kocasının babasını memnun etmek için buraya gelir. | Open Subtitles | ما زالت تأتي الى هنا من اجل ان تُسر شخص واحداً وهو أب زوجها |
| Hep bunlardan birine gelmeni istemiştim. | Open Subtitles | انا كنت أُريدكِ دائمًا ان تأتي الى وحده من هذه الحفلات. |
| Evet, ama bence eve tek parça geldiğinde daha seksi oluyorsun. | Open Subtitles | وانا الآن اعتقد انه مثير ان تأتي الى البيت قطعة واحدة |
| ... gelip yemekleri yapacaktın ve bundan memnunum. | Open Subtitles | أن تأتي الى هنا وتعدي لنا الطعام انني ممتن لك |
| Maçın bitmesine iki dakika kala buraya gelip dişetlerini oynatmanı. | Open Subtitles | أن تأتي الى هنا وتمضغ علكتك عندما لم يتبق لنهاية المباراة سوى دقيقتين |
| Neden buraya gelip babacığını yapmıyorsun. | Open Subtitles | لماذا لم تأتي الى هنا و تمارس الجنس مع أبيك؟ |
| Tanrı aşkına, neden buralara gelmek istediğin, bebeğim? | Open Subtitles | لماذا بحق الجحيم تريد ان تأتي الى هنا يا حبيبي؟ |
| Bir kaynak, bu olaylarla yakından bağlantılı olduğunu söylüyor... ama buraya gelmek istemiyor. | Open Subtitles | ما يثيرنى قوله أنه يرتبط ارتباطا وثيقا بهذه الأحداث لكنه لن تأتي الى هنا |
| Onu buraya gel de yüzüme söyle. | Open Subtitles | لا تعرف مالذي سيأتيك تأتي الى هنا وتقول ذلك في وجهي |
| Mia, buraya gel. Ambarın fotoğraflarını getirdim. | Open Subtitles | ميا ,يجب عليك ان تأتي الى هنا لدي صورة للحظيرة؟ |
| Astsubay kıdemli çavuş. Her öğlen buraya gelir. | Open Subtitles | انها ضابط من الدرجة الثانية تأتي الى هنا في الظهر |
| Hemşire, bir dakikalığına buraya gelir misin? Ciddiyim ben. | Open Subtitles | هل يمكنك أن تأتي الى هنا ياممرضة لدقيقة؟ |
| Tamam, iyi. Buraya gelmeni dört gözle bekliyorum. | Open Subtitles | جيد، لا استطيع الانتظار حتى تأتي الى هنا |
| Konu gezegenlere ve uzaklıklarına geldiğinde, bu açıkça doğru türden bir akıl yürütme. | TED | وعندما تأتي الى كواكب ومسافاتها فهذا بوضوح هو النوع الصحيح من التبرير |
| Evet, ama aramamın sebebi bu değil. Hemen buraya gelmen gerek. | Open Subtitles | نعم، ولكن هذا ليس سبب اتصالي احتاجك أن تأتي الى هنا |
| Peki, yarın oyunlara gelmeye ne dersin? | Open Subtitles | حسنا ما رأيك ان تأتي الى مباراتي ليوم الغد ؟ |
| Bit kadar bir delikte yaşıyorsun ve beleş yemek için eve geliyorsun. | Open Subtitles | لا, أنت تعيش في بيت سيء جداً و أنت تأتي الى هنا لتأكل بالمجان. |
| Buraya bir daha gelme, bu insanlardan uzak dur. | Open Subtitles | لا تأتي الى هنا مرة اخرى ابقَ بعيداً عن هولاء الناس |
| Bu hanımı alan adam, o daha gelmeden önce öldü, | Open Subtitles | الرجل الذي إشترى هذه الإمرأةِ ماتَ قَبْلَ أَنْ تأتي الى هنا، |
| Eğer o numaraların işe yaradığı birine rastlarsan zavallı kıza ofisime gelmesini söyle de ona bir penisilin vuralım. | Open Subtitles | ان كان هذا التملق قد لقى نجاحاً لديك فأذهب وقل لتلك الفتاة المسكينة بأن تأتي الى مكتبي وسأعطيها بعض البنسيلين |
| Baksana yarın akşam neden yemeğe gelmiyorsun. | Open Subtitles | انظر، لماذا لا تأتي الى العشاء ليلة الغد ؟ |
| Haydi tatlım, keşke sende bizimle kiliseye gelsen. Yeni rahipten hoşlanacaksın. | Open Subtitles | عزيزي, اتمنى أن تأتي الى الكنيسة سوف تحب القس الجديد . |
| Açılış töreninden beri okula gelmiyor, değil mi? | Open Subtitles | إنها لم تأتي الى المدرسة منذ إحتفال الافتتاح |