| Sen 12 yaşında gibi gözüküyorsun, benim yanımda da kimlik var. | Open Subtitles | أنتِ تبدين في الـ12، وأنا لدي بطاقة تحقيق شخصية. |
| Beyazda olduğu kadar siyahta da güzel gözüküyorsun. | Open Subtitles | أنتِ تبدين جميلة في اللون الأسود مثلما تبدين في الأبيض |
| Tıpkı "Girls A-Go-Go"da oynadığın zamanki gibi gözüküyorsun. | Open Subtitles | تبدين في غاية الروعة مثلما كنتِ في "فتيات المرح" |
| Ben buna "Evet, bana 21 yaşında görünüyorsun" ilave bedeli diyorum. | Open Subtitles | إنها بمثابة "أجل، إنكِ تبدين في الحادية والعشرين من العمر". |
| 37 yaşında görünüyorsun. | Open Subtitles | تبدين في السابعة والثلاثين |
| Angela, çok mutlu gözüküyorsun. | Open Subtitles | أنجيلا " , تبدين في غاية السعادة " |
| Maggie, hayatınla barışık gözüküyorsun. | Open Subtitles | ماجي) تبدين في حالة سلام مع كل شيئ) |
| Berbat gözüküyorsun. | Open Subtitles | تبدين في حال مزرية -شكرًا |
| Ah, harika gözüküyorsun! | Open Subtitles | ! تبدين في غاية الروعة ! |
| - Çok güzel gözüküyorsun Louise. | Open Subtitles | - (تبدين في غاية الجمال، (لويس ! |