| Cana yakın olduğumda şikayet ediyorsun ya cana yakın olmadığımda? | Open Subtitles | تتذمّر حين أكون ودودة؟ وحين أكون لست كذلك؟ |
| Hala neden şikayet ediyorsun, kas torbası? | Open Subtitles | على ماذا تتذمّر ايها الرجل الممتلئ بالعضلات ؟ |
| Hala neden şikayet ediyorsun? | Open Subtitles | على ماذا تتذمّر ايها الرجل الممتلئ بالعضلات ؟ |
| Tamam tamam, sızlanma. | Open Subtitles | حسناً، لا تتذمّر. |
| - Tony ergen gibi davrandığı için dırdır ediyor kadın. | Open Subtitles | إنّها تتذمّر لأنّها ما زال يتصرّف كمراهق |
| Sen sadece ciyak ciyak sızlanıyorsun. | Open Subtitles | انت فقط تتذمّر وتتألم |
| Olayları seyredenler olaylardan şikayet edenler ve olayları gerçekleştirenler. | Open Subtitles | الناس التي تشاهد الأمور ... وهي تحدث الناس التي تتذمّر ... بسبب الأمور التي تحدث والناس التي تجعل الأمور تحدث |
| sızlanma, yoksa bizi 4x3 formatına sokarlar. | Open Subtitles | 4x3 لا تتذمّر وإلا وضعونا على شاشة |
| o yüzden sızlanma, Bernard. | Open Subtitles | لا تتذمّر يا (برنارد) |
| O hala kahvaltı hakkında dırdır ediyor. | Open Subtitles | ومازلتَ تتذمّر عن الفطور. |
| - Ne diye sızlanıyorsun hâlâ? | Open Subtitles | إذاً ما الذي تتذمّر بشأنه؟ |