| Senin kocan seni bir terapi merkezinde çürümeye bıraktı. | Open Subtitles | حسناً، ما يُسمى زوجكِ ترككِ تتعفنين في دار الرعاية. |
| Adamların seni burada çürümeye bırakacaklar. | Open Subtitles | رجالك سوف يتركونك هنا حتى تتعفنين |
| Daha güçlü biri seni çürümeye bırakırdı. | Open Subtitles | أي رجل أقوى كان سيتركك تتعفنين. |
| Asaletinle burada çürümeni sağlayacağım. | Open Subtitles | سأرى إنّكِ تتعفنين هنا بكرامة. أستحمام مرة واحدة في الاسبوع. |
| İki hafta sonra kaldırımda çürürken görüşmek üzere. | Open Subtitles | اراك بعد حوالي اسبوعين وانت تتعفنين على الرصيف |
| Seni taburcu edeceğiz ve eve gidip çürüyeceksin, tamam mı? | Open Subtitles | سوف نخرجك من المشفى و ستعودين للمنزل و سوف تتعفنين اتفقنا؟ |
| Seni bu bok çukurunda çürümeye bırakacak değilim. | Open Subtitles | حسناً ، لن أدعك تتعفنين في هذا الصندوق |
| - Hayır. Seni hapiste çürümeye terk ettiyse çok da erkek arkadaş denemez ona. | Open Subtitles | ليس بحبيب حقيقي ليترككِ تتعفنين بالسجن |
| Keşke seni çürümeye bıraksaydık. | Open Subtitles | كان علينا ترككِ تتعفنين. |
| ve çürümeni izlemeye devam et. | Open Subtitles | وواصلي مراقبة نفسك وأنتِ تتعفنين |
| Sonsuza kadar bu hapishanede çürürken bu üstünlüğün tadını çıkar. | Open Subtitles | أستمتعي بهذا التفوق بينما تتعفنين في هذا السجن للأبدية |
| Bir hücrede çürüyeceksin, Salt. Bizzat gözlerimle göreceğim. | Open Subtitles | سوف تتعفنين في القبو، يا (سولت)! |