| -Sen de herşeyi istiyorsun Bu şans getirir. | Open Subtitles | هل تريد كل شيء إنها تجلب الحظ ما الحظ ؟ |
| - Değişim yok. - Hadi ama, yonca anahtarlığı , bol şans getirir. | Open Subtitles | هيا، إنها سلسلة مفاتيح تجلب الحظ |
| Yani sadece tavşanın ayağı şans getirir. | Open Subtitles | إنّها قدم الأرنب من تجلب الحظ. |
| Gelenektir. İyi Şans getirmesi gerekti. | Open Subtitles | إنها عادات محلية، يُفترض أن تجلب الحظ. |
| Turna. Japonlar, onların iyi şans getirdiğine inanır. | Open Subtitles | انها رافعة ، اليابانيين يؤمنون أنها تجلب الحظ |
| Her neyse, herkesin önünde hatta Jake Slater'da dâhil bana tüm uğurlu eşyalarımı çıkarttırarak ceplerimi boşalttırdılar. | Open Subtitles | على اي حال , جعلوني افضي جيوبي مع كل مفاتني التي تجلب الحظ ومنهم جايك سلاتر |
| O zaman harcama. O şeyler şans getiriyor. | Open Subtitles | قومي بالإحتفاظ به، تلك الأشياء تجلب الحظ |
| Alın bunu. şans getirir. | Open Subtitles | خذ هذه أنها تجلب الحظ الجيد .بعدها |
| Onunla ezdiğin kişiye kötü şans getirir. | Open Subtitles | تجلب الحظ السيئ لمن تحاربيه |
| İyi şans getirir. | Open Subtitles | أنها تجلب الحظ السعيد |
| Çünkü şans getirir. | Open Subtitles | لأنها تجلب الحظ |
| Evet, edersin. Her zaman şans getirir. | Open Subtitles | أجل إنها دائماَ تجلب الحظ |
| İyi şans getirir. | Open Subtitles | إنّها تجلب الحظ الجيّد |
| Yani sadece tavşanın ayağı şans getirir. | Open Subtitles | إن قدم الأرنب فقط تجلب الحظ |
| Şans getirmesi için. Kurt adamları defeder. | Open Subtitles | إنّها تجلب الحظ وتطرد المستذئبين. |
| Şans getirmesi için. | Open Subtitles | من المفترض أن تجلب الحظ |
| Bunun iyi şans getirdiğine emin misin asker ? | Open Subtitles | أمتأكد أن هذه الأشياء تجلب الحظ ، أيها الجندي؟ |
| Onlar her şeyin bir ruhu olduğuna, iyi veya kötü şans getirdiğine inanır. | Open Subtitles | بأن هناك روحاً في الأشياء تجلب الحظ الجيد أو السيئ |
| Mevsim adları uğurlu geliyor. | Open Subtitles | اعتقد ان الفصول تجلب الحظ الجيد |
| Her yerde takıyorum. şans getiriyor. | Open Subtitles | وينجح هذا الأمر أينما اذهب ، انها تجلب الحظ السعيد |
| İyi şans getirirmiş. Onu taktığım sürece başıma kötü bir iş gelmezmiş. | Open Subtitles | وقال انها تجلب الحظ طالما ارتديتها وانه لا شيء سيئ سيحدث لي |
| Kazandığm adam şans getirdiğini söylemişti. | Open Subtitles | الشخص الذي كسبتها منه اخبرني انها تجلب الحظ |
| Doktor, bu eve kötü şans getiriyorsun. | Open Subtitles | دكتور، أنت تجلب الحظ السيء لهذا المنزل |