| O kutsal perşembe'yi, kilisenin loş ışığında deniz kenarında oturduğumuzu hatırlıyor musun? | Open Subtitles | أتذكرين الخميس المقدس حين جلسنا جنباً إلى جنب تحت أضواء الكنيسة الخافتة؟ |
| Tamam mı? Ve mum ışığında akşam yemeğinden büyük borcum olur. | Open Subtitles | و سأدين لكِ بأكثر من عشاء تحت أضواء الشموع. |
| "Hassas WASP doktoru aranıyor mum ışığında bir akşam yemeği ve Coconut Groove da bir yürüyüşü ve evliliği paylaşmak için" | Open Subtitles | "تبحث عن طبيب حسَاس ليشاركها أمسيات العشاء تحت أضواء الشموع، و السير تحت أشجار جوز الهند، |
| En mutlu anlarım, noel ışıkları altında mektuplarımı açmaktı. | Open Subtitles | أسعد لحظاتي كانت عند فتح رسائلي تحت أضواء العيد خاصتك |
| Senin mükemmel şehrin, Baba ve sen şehrin beyni ve hepimiz şehrin ışıkları altında ve elleri bu şehri inşa eden insanlar, baba, neredeler? | Open Subtitles | مدينتك المبهرة يا أبي و أنت العقل المدبّر لهذه المدينة و كلنا نعيش تحت أضواء هذه المدينة و لكن أين الناس يا أبي الذين أيديهم قد بنت تلك المدينة ؟ |
| Sonra nöbet laboratuarının ışıkları altında. | Open Subtitles | ثمّ تحت أضواء مخبر النوب |
| Floresan ışığı altında nasıl bu kadar güzel görünebiliyorsun. | Open Subtitles | كيف تبدين بهذا الشكل الجيد تحت أضواء مصابيح الفلورسنت؟ |
| "Ay ışığında yürüyüşler yapabilirsin ve saatte 180km hızla kendi hayalime izin vereceksin!" | Open Subtitles | "يمكنك المشي تحت أضواء القمر" "بسرعة 100 ميل في الساعة! دعني أحلم أحلامي اللعينة!" |
| Akşam yemeği. Mum ışığında. | Open Subtitles | عشاء تحت أضواء الشموع. |
| Biri bana bir gün evimde mum ışığında Paul Sheldon"la yemek yiyeceğimi söylese ayağı havada mı diye bakardım. | Open Subtitles | ... لو أن أحداً أخبرني بأنني في يوم ما سأتناول العشاء تحت أضواء الشموع ... مع (بول شيلدون) بمنزلي لما صدقته أبداً |
| Şehrin ışıkları altında | Open Subtitles | "تحت أضواء المدينة" |
| Barsoom'un aşıkları için ay ışığı altında toplandık. | Open Subtitles | نجتمع تحت أضواء أقمار (بارسوم) المختلطة من العشاق الأوائل، |