| Sarah'nın iddiasına göre ise çocuk babası Andy gibi... beyaz ve kıllı olacak. | Open Subtitles | و ساره تدّعي أن هذا الطفل سيخرُج أبيضاً و كثيف الشعر مِثلَ والدهِ آندي |
| Peter ile seks yaptıktan hemen sonra, saat 11:30'da telefon geldiğini iddia ediyor. | Open Subtitles | إنها تدّعي أن بيتر أجرى إتصالاً هاتفيًا عند الساعة 11: 30، بعد أن عاشرها مباشرةً |
| Demek, Savci Yardimcisi, Dexter'in deri hücrelerinin bulundugunu iddia ediyor. | Open Subtitles | النائبة العامة تدّعي أن خلايا ... من جلد ديكستر وُجدت |
| Uzaylı tarafından kaçırıldığını iddia ediyor. | Open Subtitles | هذه الشاهدة تدّعي أن كائناً فضائياً اختطفها |
| McPherson'ın kendisini Joshua'nın profesörüymüş gibi tanıttığını iddia ediyor. | Open Subtitles | هي تدّعي أن (ماكفيرسون) ظهر (بصفته أستاذ (جاشوا |
| O şimdi en iyi arkadaşı Seth Hampton'ın kayboluştan sorumlu olabileceğini iddia ediyor. | Open Subtitles | "هي تدّعي أن الصديق الأعز (سيث هامبتون)" "ربّما يكون مسؤولًا عن الاختفائين" |
| Raina zarar görmeden Obelisk'e dokunabildiğini iddia ediyor bu onları tapınağa yönlendirir. | Open Subtitles | راينا تدّعي أن بإمكانها لمس (الأوبليسك) من دون أن تتعرض للأذى، وأنه سيقودهم إلى المعبد. |