| Toksisite yükseldikçe, direniş de milyonlarca yıldan fazla süren evrimsel bir silahlanma yarışında gerçekleşir. | TED | بتزايد السمية، تتزايد المقاومة أيضًا، في سباق تسلح تطوري يحدث منذ ملايين السنين. |
| Yengeçler, vatozlar ve öbür balıklar ezici dişleriyle, ağır kabuklarıyla ortaya çıktı ve avcı-av arasındaki silahlanma yarışına önderlik etti. | TED | ظهر سرطان البحر، الراي اللساع والأسماك الأخرى ذات الأسنان، القواقع وأدى إلى سباق تسلح بين الحيوانات المفترسة والفريسة. |
| Bu gelişme, görsel anlamda silahlanma yarışına denk bir mücadele başlattı. | Open Subtitles | اطلق هذا التقدُّم سباق تسلح في المجال البصري. |
| Bu aşamada bu denklemlerin iki ülke arasındaki silahlanma yarışını mükemmel bir şekilde açıklayabildiğine dikkat çekmenin önemli olduğunu düşünüyorum. | TED | أعتقد أنه من المهم أن أشير الآن إلى أنه تم إثبات أن هذه المعادلات نفسها تصف بشكل مثالي ما يحدث بين دولتين خلال سباق تسلح. |
| Çünkü, bir türün gözü olduğunda, onları ya avcı olarak kovalamak ya da onlardan av olarak sakınmak için diğer türlerin de gözü olmak zorundaydı ve bu durum evrimsel silahlanma yarışına yol açtı. | Open Subtitles | لأنه احد الانواع اصبح لديه أعين، فكان لزاماً على أنواع اخرى أن تطور أعيناً سواء للمفترسات لتطارد بها فرائسها، او للطرائد لتهرب من المفترسات، والذي قاد في النهاية الى سباق تسلح تطوري |
| Bratton bu işi bir silahlanma yarışına çeviriyor. | Open Subtitles | -براتن) يجعل هذا سباق تسلح (روبرت) ) |