| Balığı buzdolabında saklamama izin vermen, büyük incelik. | Open Subtitles | كان لطفاً منكِ أن تسمحي لنا بأن نحتفظ بسمكة السلمون في ثلاجتكِ |
| Ama sen de işimizi yapmamıza izin vermelisin. | Open Subtitles | و لكن يجب عليك ان تسمحي لنا بأداء واجبنا |
| Giysilerim temiz bile değil çünkü eşyalarımızı almamız bile izin vermedin. | Open Subtitles | انا ارتدي ملابس قذرة لانك لم تسمحي لنا باخذ اغراضنا |
| - İzin verir misin lütfen? | Open Subtitles | هل يمكنك أن تسمحي لنا بدقيقة, رجاءً؟ |
| Içeri girmemize izin verir misiniz? | Open Subtitles | هل يمكن أن تسمحي لنا بالدخول ؟ |
| Kimsenin senin adına karar vermesine izin verme. | Open Subtitles | لا تسمحي لنا أن نتخذ القرارات عنك |
| Sanırım biz senin tanımamıza izin verdiğin kadar tanıyoruz seni. | Open Subtitles | أعتقد أننا نعرفك بقدر ما تسمحي لنا |
| Bak Carmen, gururlu bir kadın olduğunu biliyorum ama yardım etmemize izin ver. | Open Subtitles | اسمعي، (كارمن)، أعرف أنكِ امرأة ذات كبرياء ولكن عليكِ أن تسمحي لنا بمساعدتكِ |
| Neden bize izin vermiyorsun? Bize izin ver! | Open Subtitles | لماذا لا تسمحي لنا اسمحي لنا |
| Ajan David, bize izin verir misin, lütfen? | Open Subtitles | أيتها العميلة (دافيد) ، هل تسمحي لنا ، من فضلكِ؟ |