| Göz önüne aldığımız Mr Brimmer'in davranışları, bu gece buraya gelmesi, bu şeyden kurtulmaya çalışması ve bütün bunları tanıkların önünde yapması. | Open Subtitles | المهم هو تصرفاته المجيء هن الليلة محاولة التخلص منه وفعل هذا كله أمام شهود |
| davranışları ya da yaptıkları sana şüpheli geldi mi? | Open Subtitles | هل بدت لك أيّ من تصرفاته ونشاطاته مثيرة للريبة بالنسبة لك؟ |
| Bu durum onu çok kızdırmıştı ve gerçekten davranışlarını etkilemişti. | Open Subtitles | ،وهذا ما جعله غاضبًا جدًا وأثر ذلك بقوة على تصرفاته |
| Kimliği yok ve şüpheli davranıyor. | Open Subtitles | بلا هوية, وكانت تصرفاته مشبوهه. |
| Davranışı için özür dilerim ama öfkesi anlaşılır. | Open Subtitles | أعتذر لك عن تصرفاته, لكن من الممكن تفهم غضبه, |
| eylemlerini daha dramatik kılmak için bu videodan bazı kareleri çıkardılar. | TED | لقد أزالوا لقطات من هذا الفيديو لجعل تصرفاته تبدو أكثر عدوانية. |
| - Bütün eylemlerinin sorumluluğunu almayı reddediyor. | Open Subtitles | رافض ان يتحمل مسؤلية تصرفاته |
| Bunun için üzgünüm ama bu o ve zararsız davranışları hakkında bir şeyler kurmanız gerektiği anlamına gelmez. | Open Subtitles | انا آسفه لهذا ولكن ذلك لايعني انك تبدأ في تخيلاتك كل شي عنه وعن تصرفاته مجرد وهم |
| Sonrasında babam çok değişti. Tuhaf davranışları son buldu. | Open Subtitles | بعد ذلك ؛ تغير والدي كثيراً ؛ وتوقف عن تصرفاته الغريبة |
| davranışları bir ödül karşılığı risk düşüncesinden tamamen uzak. | Open Subtitles | تصرفاته بعيدة تمامًا عن الإقدام على مجازفة في سبيل الأجر |
| Bazen hâkimiyeti ele alıp ev sahiplerinin davranışlarını kontrol edecek kadar ileriye giderler. | Open Subtitles | أحياناً إنها تسيطر على المُضيف إلى درجة تغير من تصرفاته بشكل كامل |
| davranışlarını kontrol edemiyor. O bir pagan Leydim. | Open Subtitles | أنه لايستطيع مجابهة تصرفاته أنه وثنيا ياسيدتي |
| Onun anılarını ve davranışlarını da biliyorum. | Open Subtitles | لهذا عندي ذكرياته وأعرف كيف كانت تصرفاته |
| Kimliği yok ve şüpheli davranıyor. | Open Subtitles | بلا هوية, وكانت تصرفاته مشبوهه. |
| Davranışı için özür dilerim ama öfkesi anlaşılır. | Open Subtitles | أعتذر لك عن تصرفاته, لكن من الممكن تفهم غضبه, |
| İnsanlar iğrenç eylemlerini doğruluk adına savundular. | Open Subtitles | برر الانسان تصرفاته باسم الحقيقه |
| - Bütün eylemlerinin sorumluluğunu almayı reddediyor. | Open Subtitles | رافض ان يتحمل مسؤلية تصرفاته |
| Efendim, tavrından anladığım kadarıyla içkiliydi. | Open Subtitles | سيدي، استنتج أنه كان ثملاً من تصرفاته |
| Daha önce o tür Davranışını gördüğüm için giderken yanıma silah almanın kendim için doğru olacağını düşünmüştüm. | Open Subtitles | لقد رأيت تصرفاته مسبقا لذا أخذت المسدس معي |
| Hareketleri gittikçe daha mantıksızlaşıyor ve pişman edici bir hareketi yaşanmadan önlemek istiyorum. | Open Subtitles | إن تصرفاته تتحول لاتجاه غير عقلاني بسرعة وأنا أحاول منع أي حوادث مؤسفة قبل أن تقع |
| Eşin yaptıklarını gizli tutmak için sana uyuşturucu dahi verdi. | Open Subtitles | لقد تمادى زوجك في تصرفاته إلى حد تخديرك للحفاظ على سريّة أفعاله. |
| Duncan, bir şeyler yap! yaptıklarının cezasını biliyordu ve çekecek. Af dilemek için seni göndermesi doğru değil. | Open Subtitles | إنه يعلم عقوبته وتصرفاته، ويجب أن يدفع ثمن تصرفاته بدون إرسالك للتوسل |
| Bu salak bizim bandomuzda değil, ve hareketlerinden biz sorumlu değiliz. | Open Subtitles | هذا الغريب ليس في فرقتنا ونحن غير مسئولين عن تصرفاته |
| Birini öldürürken görünüşünde ya da davranışlarında bir değişiklik olmalı. | Open Subtitles | فقد يكشف الأمر عن طريق تعابير وجهه أو تصرفاته |