| - Bunu kendime söylememeye çalışıyorum. - Ama böyle düşünüyorsun, Öyle mi? | Open Subtitles | هذا ماأحاول ألاّ اقوله لنفسى ولكنك تعتقد ذلك , |
| Evet, senin dünyana iyice uyum sağladım, sen de öyle düşünmüyor musun? | Open Subtitles | أوه نعم , لقد تكيَّفت على نحو حسنٍ إلى حد ما مع عالمكم , ألا تعتقد ذلك ؟ |
| Oradan duyabiliyor musunuz? Seyirciler: Evet. Kismet: Öyle mi düşünüyorsun? Öyle mi düşünüyorsun? | TED | هل يمكنكم السماع؟ الجمهور: نعم. كيمست: هل تعتقد ذلك حقاً؟ هل تعتقد ذلك حقاً؟ |
| Gerçekten Buna inanıyor olamazsın. | Open Subtitles | أنت لا تستطيع بأمانة تعتقد ذلك. |
| Çoğu insan öyle düşünüyor... ama bana inanman lazım. | Open Subtitles | أغلبيّة النّاس تعتقد ذلك لكنّ يجب عليك أن تصدّقني |
| - Atlanta. öyle düşünüyorsun çünkü olimpiyatlar orada yapılmıştı. | Open Subtitles | أعلم أنك تعتقد ذلك لأنه المكان الذي أُقيمت به الألمبياد |
| Aşk. Bunu kanıtlamak oldukça zor, sence de Öyle değil mi? | Open Subtitles | الحب إنه شيء من الصعب التحدث عن مزاياه ألا تعتقد ذلك |
| Vay canına! Sence bu, Aroostook İlçesi için biraz aşırı değil mi? | Open Subtitles | هذا كثير على مقاطعة ارستوك الا تعتقد ذلك ؟ |
| Sence Öyle mi? | Open Subtitles | هل تعتقد ذلك ؟ |
| Hayır, efendim. Neden böyle düşünüyorsun? | Open Subtitles | لا , يا سيدي , لما تعتقد ذلك ؟ |
| Sana verildiği için böyle düşünüyorsun. | Open Subtitles | حسنا، انت تعتقد ذلك فقط لانه تم منحه لك |
| Neden böyle düşünüyorsun? | Open Subtitles | لماذا تعتقد ذلك ؟ |
| Bu biraz kalın, öyle düşünmüyor musun? | Open Subtitles | هذا سميك بعض الشيء , ألا تعتقد ذلك |
| Çok iyi bir psikiyatristim. Sen de öyle düşünmüyor musun, And? | Open Subtitles | لقد قمتُ بعلاج نفسي رائع ألا تعتقد ذلك ، يا (آندي)؟ |
| Öyle mi düşünüyorsun? | Open Subtitles | تعتقد ذلك لربّما يجب أن نبقي الأمر بسيطا |
| Buna inanıyor musun çok zavallısın | Open Subtitles | أنت تعتقد ذلك ؟ أنت فى غاية السزاجة. |
| - Ya...Buna inanıyor musun? | Open Subtitles | . هل تعتقد ذلك ؟ |
| İnsan öyle düşünüyor ama yaptığı bir şey var ki iğrenç. | Open Subtitles | هو افضل رادع لعلاقتك مع كرات اللحم تعتقد ذلك ولكن هناك ذلك الشيء الذي يقوم به |
| Daha önce hiç kullanmadığın için öyle düşünüyorsun. | Open Subtitles | تعتقد ذلك لأنك لم تأخذها من قبل |
| Evet, senin buraya gelmen biraz garip sence de Öyle değil mi? | Open Subtitles | نعم انه امر غريب انت للتو ظهرت هنا الا تعتقد ذلك ؟ |
| - 12 saat, kapsül çözünür, ben ölürüm. - Zehir mi? - Sence bu doğru mu? | Open Subtitles | اثنتي عشرة ساعة والكبسولة ستذوب و تقتلني مادة سامة ، هل تعتقد ذلك ؟ |
| Sence Öyle mi? | Open Subtitles | تعتقد ذلك? |
| Kamerayı biraz bırakıp benimle dans etmeye ne dersin? | Open Subtitles | يمكنك أن تضع الكاميرا جانباً من أجل الرقص معى ، ألا تعتقد ذلك ؟ |
| - Hayır. Hayır, neden böyle düşündün ki? | Open Subtitles | مالذى يجعلك تعتقد ذلك ؟ |
| Sen öyle sanıyorsun ve beynin de sana inanıyor. Sadece ekmek yerler. | Open Subtitles | انت تعتقد ذلك و عقلك يصدقك انهم يأكلون الخبز فقط |