| Ama Aulfric, beni Sophia'nın odasında yakaladı ve sinirlenince gözleri renk değiştirdi. | Open Subtitles | و لكن أولفريك ضبطني في غرفة صوفيا و في لمحة الغضب تغير لون عينيه |
| Son kimyasalı koyar koymaz, bütün çözelti renk değiştirdi. | Open Subtitles | وبينما سكب المادة الأخيرة تغير لون المحلول بأكمله |
| Bu benimkilerin rengini değiştirmez, o yüzden izninle. | Open Subtitles | إنها لن تغير لون عيناى أنا لذا، اسمح لى |
| Bu benimkilerin rengini değiştirmez, o yüzden izninle. | Open Subtitles | إنها لن تغير لون عيناى أنا لذا، اسمح لى |
| Farkedeceğiniz gibi, ölüm sonrası, rengi kurşunileşmeye başlamış. | Open Subtitles | وسوف تلاحظ أن تغير لون البشرة يستمر مع الفحص |
| Bambu tuzu gümüş kaşığın rengini değiştiren demir içerir. | Open Subtitles | المِلح النباتي يحتوي على الحديد ولِهذا السبب فلقد تغير لون المِلعقة الفضية |
| Kapkara saçlarının yıllar içinde nasıl renk değiştirdiğini izledim önce gümüş rengine, sonra da kar beyazına. | Open Subtitles | بمرور السنوات شاهدت تغير لون شعره من الأسود الداكن و حتَّى اللون الفضِّي إلى أن أصبح كبياض الثلج |
| Deniz ve gökyüzü bu yüzden renk değiştirdi. | Open Subtitles | لذا تغير لون البحر والسماء. |
| Gırtlak rengi değişimi boğulma belirtisi olabilir. | Open Subtitles | تغير لون الحنجرة ربما يشير الى الخنق برباط. |
| Çocukluğunda saçı kızılken, büyüyünce rengi değişen kimse gördünüz mü? | Open Subtitles | هل تعرفين اي امرأة كانت صهباء في صغرها وحين كبرت تغير لون شعرها؟ |
| Dem suyun rengini değiştiren unsur burada. | Open Subtitles | الأوراق تغير لون الماء. |
| Kapkara saçlarının yıllar içinde nasıl renk değiştirdiğini izledim önce gümüş rengine, sonra da kar beyazına. | Open Subtitles | بمرور السنوات شاهدت تغير لون شعره من الأسود الداكن و حتَّى اللون الفضِّي إلى أن أصبح كبياض الثلج |