| Yani biz parmak uçlarımızı dokundurttuk. | Open Subtitles | لقد تلامست أطرافنا. |
| Sadece parmak uçlarımızı Ah, parmak uçlarımızı dokundurttuk | Open Subtitles | الأطراف فحسب، تلامست أطرافنا |
| "Gözlerimiz kenetlendi, ellerimiz birbirine değdi, ve kulağıma fısıldadı, | Open Subtitles | "أعيننا تقابلت،وأيدينا تلامست" "وهمست في أذنى" |
| Merak etme. Sadece popolarımız değdi. | Open Subtitles | لا تقلق فقد تلامست مؤخرتينا فقط |
| Kapsamlı bir muayeneden sonra, Birleşik Devletler sıhhıye uzmanları... özellikle yaratıkla temas eden kısımlarda... bilinmeyen yeni bir virüs teşhis ettiler. | Open Subtitles | وبعد فحصاً كاملاً تعرف الفريق الطبى بالجيش الأمريكى على فيروس مجهول الهوية متمركزاً بصورة رئيسية فى أجزاء الجسم التى تلامست مع المخلوق بشكل مباشر |
| Galiba kan torbalarımız temas etti. | Open Subtitles | أعتقد أن أكياس دمنا تلامست. |
| Belki dillerimiz birbirine değdiğinde olmuştu... | Open Subtitles | ربما حدث ذلك عندما تلامست ألستنا |
| Parmak uçlarımızı dokundurttuk | Open Subtitles | تلامست أطرافنا |
| Vegas'taki kaç bıçak bu iki maddeye birden temas ediyor? | Open Subtitles | أنه... كم عدد السكاكين في (لاس فيغاس) تلامست مع هاتين المادتين؟ |
| Vücutlarımız birbirine değdiğinde kimyasal bir şey oldu. | Open Subtitles | -ممم " كأن هناك شيء كيميائي قد يحدث إن تلامست أجسادنا |