| Onunla yüzleşmelisin ve tüm cevaplanmamış soruların cevabını almalısın. | Open Subtitles | -بلى يمكنكِ يجب أن تواجهيه ، وأن تحصلي على إجاباتٍ لكل الأسئلة العالقة بينكما |
| Ve bununla yüzleşmelisin. İsteyerek. | Open Subtitles | ويجب أن تواجهيه عن طيب خاطر |
| Kocanızın sizi aldattığını düşünüyorsanız onunla yüzleşmelisiniz. | Open Subtitles | إذا كنتِ تعتقدين أن زوجك يخدعك عليكِ أن تواجهيه |
| - Efendim onunla hemen yüzleşmelisiniz. | Open Subtitles | -سيدتي، يجب أن تواجهيه الآن -أفهم ذلك |
| Ne ile karşı karşıya olduğunu bilmeni istiyorum ki hazırlıklı olabilesin. | Open Subtitles | أريدك أن تعلمي ما تواجهيه فقط لكي تستعدي له |
| Onunla asla karşı karşıya gelmedin. Ben geldim. | Open Subtitles | لمْ تواجهيه قطّ بخلافي |
| Neyle karşı karşıya olduğunuzu bilmiyorsunuz. | Open Subtitles | ليس لديكِ أي فكرة عما تواجهيه |