| Her ne yapıyorsanız onu burada yapamazsınız. Burayı terk etmelisiniz. | Open Subtitles | لا يمكنك أن تفعل ما تفعله هنا، عليكَ أن تُغادر |
| Öyleyse kovuldun. Lütfen bu tiyatroyu terk et. | Open Subtitles | . إذن ، أنت مطرود . أرجو أن تُغادر هذا المسرح |
| Derhâl burayı terk etmenizi rica ediyorum. | Open Subtitles | ومظطَّرة للطلب منك . أنْ تُغادر على الفور |
| Ayrıca yükleme alanında gördüğümüz kamyon da ayrılıyor. | Open Subtitles | أيضا ، الشاحنة التي شاهدناها في المرفأ تُغادر الآن |
| Dikkat çekme ve seninle konuşana kadar da istasyondan ayrılma. | Open Subtitles | فلتهدأ وتسترخي فقط لا تُغادر تلك المحطة قبل أن نتحدث |
| Hayır, geçen geceki dansta refakatçiydim, ve senin Kristy ile ayrıldığını gördüm. | Open Subtitles | لا ,لقد كُنت راعية في الليلة الماضية في الحفلة و رأيتك تُغادر بصُحبة "كريستي" |
| - Otobüsün ne zaman kalkıyor? | Open Subtitles | في أي وقَت تُغادر الحافلة؟ بعد 20 دقيقَة. |
| Gidebilirdin ama gitmedin... değil mi? | Open Subtitles | كان يمكنك أن تغادر وحسب... لكنك لم تُغادر... أليس كذلك؟ |
| Eğer bilgisayarıma bakman Gitmeni sağlayacaksa tamam o zaman, buyur. | Open Subtitles | الآن لو تركتك تنظر في جهازي سيجعلك تُغادر, اذن ,تفضل |
| Bütün silah ve kayıt cihazları, adayı terk ettikten sonra size geri verilecektir. | Open Subtitles | كُلّ الأسلحة والأدوات المُسَجِّلة ستُعاد إليك عندما تُغادر الجزيرة |
| Haber vermeden şehri terk etmeyin, tamam mı? | Open Subtitles | لا تُغادر البلدة دون التحدّث إلينا أوّلاً، حسناً؟ |
| CBI'ı haberdar etmeden şehri terk etmeyin. | Open Subtitles | لا تُغادر المدينة من دون إخطار مكتب التحقيقات. |
| Şehri terk edeceksin, ismini değiştireceksin. Ve kızlarla konuşmayı öğren biraz. | Open Subtitles | يجب أن تُغادر المدينة، وتُغيّر اسمك، وتجد لك خُدعة جديدة. |
| Ona sanki odayı hiç terk etmemişsin gibi görünecek. | Open Subtitles | سيبدو له وكأنّك لمْ تُغادر الغُرفة أبداً. |
| Sen burayı terk et... | Open Subtitles | ما رأيك بأن تُغادر وسنتظاهر بأنّ أيّاً من هذا لم يحدُث؟ |
| Göl evinden ayrılıyor musun? | Open Subtitles | أستترك بيت البُحيرة ؟ عمّا تتحدث ؟ . لا يُمكنك أن تُغادر |
| Şu anda tekrar hareket ediyor, benzin istasyonundan ayrılıyor. | Open Subtitles | ، الآن هي تتحرك مرة أخرى انها تُغادر محطة البنزين |
| Sana programdan ayrılma olasılığının olduğunu mu söyledi? | Open Subtitles | -أأخبرتك أنّها قد تُغادر البرنامج؟ |
| Tesisten ayrılma sakın. | Open Subtitles | لا تُغادر هذا المبنى |
| Jane'in şehirden ayrıldığını biliyordun, ve başka biriyle aşk yaşadığını biliyordun, değil mi? | Open Subtitles | كنت تعرف أنّ (جين،) كانت تُغادر المدينة، وكنت تعرف أنّها تعشق شخصاً آخر، صحيح؟ |
| Uçak birkaç saate kalkıyor. | Open Subtitles | الطائرة سوف تُغادر بعد ساعتين. |
| Hiç gitmedin! | Open Subtitles | بأنك لم تُغادر مُطلقاً. |
| - Gitmeni ve bir daha gelmemeni istiyorum. | Open Subtitles | أريدك أن تُغادر, وأن لا تعود إلى هنا على الإطلاق |
| Gitmeden önce, hayatınızı kurtardığı için ona teşekkür etseniz iyi olur. | Open Subtitles | قبل أن تُغادر يُسْتحسن أن تشكرها على إنقاذ حياتك |