| otobüs durağında elinde kova tutan adam değildir umarım. | Open Subtitles | لَيسَ الرجلَ في محطة حافلةِ مَع التذاكر، صحيح؟ |
| O yüzden istiyorsan o yüksek ahlaklı tavırlarını alıp git otobüs durağında yat! | Open Subtitles | ويَذْهبُ نوماً في المُمَارَسَة الجنس مع محطة حافلةِ إذا تُريدُ! |
| Brass havaalanını, otobüs terminalini ve tren istasyonunu denetim altına aldırdı | Open Subtitles | لذا وَضعَ براس lockdown على المطارِ، مستودَع حافلةِ ومحطةِ قطارِ. |
| Evet, gizli tanıklarımı... daima çete çöplüğünde otobüs turuna çıkartırım. | Open Subtitles | نعم، آخذُ شهودَي السريينَ دائماً على a جولة حافلةِ "قلنسوة. " |
| Parmaktan bir sonuç çıkmadı, ama kan bir otobüs kazasındaki kimliği belirsiz erkekle eşleşti. | Open Subtitles | ما كان هناك ضرباتَ على الإبهامِ، لكن الدمَّ رَجعَ إلى ذكرِ غير معروفِ ضحيّة في a حادث حافلةِ. قَبْلَ شهر، طريق سريع 19, |