Jeffrey'e haplarını verirken bana destek olman gerek. | Open Subtitles | عندما اكون احاول ان اعطي جيفري حبوبه احتاجك ان تدعمني |
Ama haplarını satarak 10$ lık sağlık primine fazladan katkı yapmaya çalışacak ilk insan olmayabilir. | Open Subtitles | ، لكنّه لن يكون الوحيد ، الّذي يحاول أن يزيد ماله . عن طريق بيع حبوبه |
Uyku haplarını içtikten sonra odasına girdim ve bir güzel bağladım. | Open Subtitles | Camryn لذا بعد أَخذَ حبوبه المنومِّةَ، إنسللتُ إلى غرفتِه ورَبطَه. |
Diyelim ki huzurevindeki hastanın ilaçlarını evinde yazdırması için ne kadar zaman lazım? | TED | كم هي الفترة، لنقول، اللازمة حتى يستطيع مريض المداواة المنزلية التي ذكرته قادراً على طباعة حبوبه الخاصة في منزله؟ |
Onu ilaçlarını alıyor diye yargılayamazsın, değil mi? | Open Subtitles | أنت لا تنتقدينه لأنه يأخذ حبوبه أليس كذلك؟ |
Geçenlerde kalp ilaçlarını almadı ve bayıldı. | Open Subtitles | لم يأخذ حبوبه وتسببت له نوبة قلبية. |
Onunla tanıştın, haplarını çaldın... | Open Subtitles | .. الآن قابلته وسرقت حبوبه |
Bana onun haplarını ver. | Open Subtitles | اعطه حبوبه |
Bana onun haplarını ver. | Open Subtitles | اعطه حبوبه |
Bana haplarını Jesus vermedi. | Open Subtitles | (هيسوس) لم يعطيني حبوبه |
Öğretmenlik yaptığı bütün çocuklara ilaçlarını vermiş. | Open Subtitles | منح كل حبوبه للأطفال الذين كان يدرّسهم. |
çünkü ilaçlarını almayı unutmuş. | TED | حيث نسي أن يأخذ حبوبه. |