| Washington ofisi ilk iki kurbanın kıyafetlerini buldu, katlanıp dolaplarına konmuş. | Open Subtitles | شرطة "واشنطن" وجدوا ملابس أول ضحيتين طعنوا بشكل مرتب تم طويهم بداخل خزائنهم الخاصة |
| Hepsini dolaplarına zincirle bağlayıp, kaçamayacaklarından emin olmak isterdim. | Open Subtitles | أنا أحب أن سلسلة جميعا _ إلى خزائنهم بطريقة من شأنها أن تأكد أنهم لن الهرب. |
| dolaplarına bakmaya başlıyorum. | Open Subtitles | -سأبدأ التفتيش في خزائنهم |
| Bildiğimiz üzere çoğu polis memuru görevde değilken silahlarını dolaplarında tutarlar. | Open Subtitles | كما نعلم, كثير من الضباط الذي يرتدون الزي الرسمي يحتفظون بمسدسات خدمتهم في خزائنهم عندما لا يكونون في الخدمة. |
| Bildiğimiz üzere çoğu polis memuru görevde değilken silahlarını dolaplarında tutarlar. | Open Subtitles | كما نعلم, كثير من الضباط الذي يرتدون الزي الرسمي يحتفظون بمسدسات خدمتهم في خزائنهم عندما لا يكونون في الخدمة. |
| Telefonları da dolaplarında falandır. | Open Subtitles | و هواتفهم في خزائنهم |