| Çünkü sana kısa kuyruklu oklar aldım. Onlarla daha kolay. | Open Subtitles | لأني أحضرت لكِ بعض الأسهم ذات الذيل القصير، إنها سهلة التعامل |
| Mavi kuyruklu doğanların birlikte uçtukları tek kuş türü onlardır. | Open Subtitles | إنـّها نوعية الطيور الوحديدة التى قد ترافقها صقور البحر ، ذات الذيل الأزرق بالتحليق. |
| Kuşlar değil. Kızıl kuyruklu şahinler. | Open Subtitles | ليس أيّ طيور فحسب بل الصقور ذات الذيل الأحمر |
| Zanlı bilerek kırmızı kuyruklu atmacaları tuzağa düşürüp, sattı. | Open Subtitles | المتهمة أحيط عن معرفة وباع الصقور ذات الذيل الأحمر |
| Mavi noktalı şerit kuyruklu vatoz gömülü kabukluları arıyor. | Open Subtitles | اللخمة ذات الذيل الشريطي ذات النقاط الزرقاء تسعى وراء المحار |
| Uzun kuyruklu makak çoğunlukla ormandaki yaprak ve meyvelerle beslenir. | Open Subtitles | تتغذى قرود المكاك ذات الذيل الطويل في الغالب على الفواكه وأوراق الشجر في الغابة. |
| Arabistan kalın kuyruklu akrebi. | Open Subtitles | العقرب العربي ذات الذيل المنتفخ |
| Kızıl kuyruklu şahinler. | Open Subtitles | الصقور ذات الذيل الأحمر |
| Protez kuyruklu ünlü yunus Winter dahil. | Open Subtitles | بالإضافة لـ (ونتر) الدلفين الشهيرة ذات الذيل الاصطناعي |
| Kızıl kuyruklu şahinleri. | Open Subtitles | -الصقور ذات الذيل الأحمر |