| Bu yüzden döndüm zaten. | Open Subtitles | ذلكَ هو سبب عودتي |
| Ben de bu yüzden döndüm, Tom Mason. | Open Subtitles | ذلك هو سبب عودتي توم مايسون |
| Ve orada o an anladığım şey buydu, geri dönmemin sebebi, hatırladığım kadarıyla buydu. | Open Subtitles | وأعتقد بأن هذا هو سبب عودتي ، لأتذكر ... حسنًا .. |
| Londra'ya geri dönmemin sebebi oradaki kurum için çok sıkı çalışacak olmamdan dolayıdır. | Open Subtitles | سبب عودتي لـ(لندن) هو للتفرغ تماماً للمؤسسة هناك |
| Neden döndüğümü sordun. Kendine neden hiç oradan ayrılmadığını sor. | Open Subtitles | سألتيني عن سبب عودتي إسألي نفسك عن سبب عدم مُغادرتك على الإطلاق |
| Bu yüzden geri geldim. | Open Subtitles | هذا هو سبب عودتي |
| Bu yüzden geri döndüm. Seni görmek istedim, biliyorsun. Bunları geride bırakıp baştan başlamak istedim. | Open Subtitles | وهذا سبب عودتي أردت أن أراك وأبدأ من جديد تاركا الماضي ورائي |
| geri dönmemin sebebi de bu zaten! | Open Subtitles | وهذا هو سبب عودتي |
| Dartmoor'a geri dönmemin sebebi oydu. | Open Subtitles | هي سبب عودتي إلى "دارثمور" |
| Birkaç gün önce adaya Neden döndüğümü sormuştun. | Open Subtitles | منذ يومين... سألتني عن سبب عودتي للجزيرة |
| Anlayacaklar. Neden döndüğümü merak edecekler. | Open Subtitles | سيعلمون سيتسآئلون عن سبب عودتي |
| Neden döndüğümü anlayamamıştım. | Open Subtitles | لا أفهم سبب عودتي |
| - Haklısın. Bu yüzden geri geldim ya. | Open Subtitles | هذا هو سبب عودتي |
| Bu yüzden geri geldim. | Open Subtitles | هذا سبب عودتي |
| Bilsem burada olmazdım. O yüzden geri döndüm. Ama her yerde polis vardı. | Open Subtitles | لو كنت اعلم لما أتيت إلى هنا، هذا سبب عودتي إلى المتجر لكن الشرطة كانت تحاصره |