| Bıktım artık büyüklük taslamandan. Günün birinde bundan payını alacaksın. | Open Subtitles | لقد سئمت من معاملتك القاسية ستنال عقابك يوماً ما |
| Söz veriyorum buna başladığımızda istediğin her şeyi alacaksın. | Open Subtitles | أعدك أنك ستنال كل ما تشاء حالما نبيع المشروع |
| Ve bundan sonra, seni alacak, bunu yapana kadar da durmayacak. | Open Subtitles | وبعد ذلك ستنال منك و لن تتوقف حتى تفعل ذلك |
| Unutma, evlat, önce bana lambayı getir ödülünü sonra alırsın. | Open Subtitles | تذكر يا بنى.. أولا إحضر لى المصباح و بعد ذلك ستنال جائزتك |
| Cevabımızı haftaya alacaksınız. | Open Subtitles | ستنال الرد بحلول الأسبوع القادم |
| Seni beklettiğim için çok üzgünüm ama aklını başından alacağını biliyorum. | Open Subtitles | أسف أنه جعلك تنتظر وتمتحن في الأخر ولكنك ستنال إعجابه، أعلم هذا |
| Sana gelince dostum sen kafana önce bir kurşun, sonra da kürek yiyeceksin. | Open Subtitles | بالنسبة لك، يا صديقي، ستنال طلقة برأسك، يليه دفنك في قبر ضحل. |
| Belki de paranı hak etmek için tek yapacağın bir süre oyalanıp, sonra da başka bir trenle geri dönmek. | Open Subtitles | ربما ستنال اجرجك لتتسكع هنا وهناك لفترة من الوقت وتعود بعدها بقطار آخر |
| Bu yazın için 5, sonraki için 5 frank alacaksın. | Open Subtitles | ستنال خمس فرنكات لهذه المقالة وخمس للمقالة التي تليها |
| Hesap numaran bende. Payını havaleden 24 saat sonra alacaksın. | Open Subtitles | لديّ رقم حسابكَ، ستنال حصّتكَ بعد 24 ساعة من إتمام الصفقة. |
| biz uçaktan iner inmez paranın yarısını alacaksın. | Open Subtitles | بمجرّد أن نخرج من الطّائرة، ستنال نصيبكَ من الاتّفاق. |
| En iyi vuruşumu ben gerekli gördüğümde alacaksın. | Open Subtitles | ستنال أفضل هجوم لديّ حين أرى ضرورة لذلك. |
| Bunu asla unutamam. hak ettiğini alacaksın. | Open Subtitles | ، ولم أكن لأنسى شيئًا كهذا أبدًا ستنال ما تستحق |
| Son kez söylüyorum. Ben istediğimi aldığımda sen de istediğini alacaksın. | Open Subtitles | و الآن للمرّة الأخيرة عندما أنال مرادي ستنال مرادك |
| Tamam. Eşin bu davadan dokunulmazlık alacak. | Open Subtitles | زوجتك ستنال حصانة كاملة من المتابعة القانونية |
| Bana bir sandalye vermişti, şimdi şanslı bir kız koca evi alacak. | Open Subtitles | كل ما نلتُه كرسي، فيا لحظ الفتاة التي ستنال المنزل بأكمله. |
| Ben hamlemi yapınca vezir beni alacak. | Open Subtitles | بمجرد أن أقوم بحركتي.. ستنال مني الملكة |
| En iyi ihtimalle müebbet, en kötü ihtimalle idam cezası alırsın. | Open Subtitles | بأفضلِ حال ستنال عقوبة المؤَّبَد، و أسوء حال تنالُ الإعدام |
| Ya bize seni kimin tuttuğunu söylersin ya da kesin idam cezası alırsın. | Open Subtitles | إما أن تخبرنا بمن قام بإستخدامك أو ستنال عقوبة مؤكدة بالإعدام |
| Anlaştığımız bakanlıkları alacaksınız. | Open Subtitles | ستنال على مااتفقنا عليه هذا اقتراحي |
| Bak, paranızı alacaksınız. Bunu yapmana gerek yok. | Open Subtitles | أنظر، ستنال أموالك، لا يجب أن تفعل هذا |
| İyi bir haberim var dostum. Naz takdir alacağını söyledi. | Open Subtitles | أحمل خبرًا مبشرًا يا صاح، (ناز) تقول إنك ستنال إشادةً. |
| Halkımda 300 kişiyi öldürdün. Şimdi 300 kesik yiyeceksin benim elimden. | Open Subtitles | قتلت 300 من قومي الآن ستنال 300 جرح بيدي |
| Sakın Oraya Gireyim Deme Yoksa İyi Bir Dayak hak Edersin | Open Subtitles | لذا لا تتخطى عتبة هذا المنزل و إلا ستنال قسطاً جيداً من الجَلد |