| Hiçbir şey yapmamak en az yanlış yapmak kadar kötü. | Open Subtitles | ألا تفعل شيئاً هو أمر سيء بقدر القيام بالأمر الخاطئ |
| Bir petrol teçhizatındaki mor uyarı alarmı Aldığı kadar kötü. | Open Subtitles | حسنًا، الإنذار الإرجواني في منصة النفط هو سيء بقدر ما يظهر. |
| Sattığın çalıntı mallar en az avladığın suçlular kadar kötü. | Open Subtitles | خرقك للقانون سيء بقدر المجرمين الذين تطاردهم |
| Çünkü senin kavrayamayacağın şeyleri korumak için olabildiğim kadar kötü olup, inebildiğim kadar derine inerek elimden geleni yapacağım. | Open Subtitles | لأنك مهما تعتقد أنني سيء بقدر ما تعتقد أنني راغب في الذهاب لحماية ما هو أعزُّ عندي |
| Neredeyse Andy'nin evlilik yeminini "Kasaba Kızı" filminden ezbere okuması kadar kötü. | Open Subtitles | ذلك كان سيء بقدر ما اقتبس آندي "كلمات "ابتاون غيرل نذورًا لزفافه |
| Nasıl göründüğü seni korkutuyor Catherine ama sandığın kadar kötü değil. | Open Subtitles | انتي قلقه كيف سيبدو الامر كاثرين اعلم ذلك لكنه ليس سيء بقدر ماتظنين |
| "Kadın seçmedeki zevkin Fransızcan kadar kötü." | Open Subtitles | أن ذوقك في النساء سيء بقدر فرنسيتك |
| Havai fişek kadar kötü bir şey yok. | Open Subtitles | لا شيء سيء بقدر الألعاب النارية. |
| Sen göründüğün kadar kötü birisi değilsin. | Open Subtitles | أنت لست سيء بقدر ما تبدو عليه |
| Göründüğü kadar kötü mü? | Open Subtitles | هل هذا سيء بقدر ما هو ظاهر؟ |
| - Evet, düşündüğün kadar kötü. | Open Subtitles | - نعم , أنه أمر سيء بقدر ماتعتقده - |