| "Sabah arabadaki kısa sevişmemizden sonra Owen' ın üzerimdeki kokusunu duyabiliyorum." | Open Subtitles | بإمكاني شم رائحة أوين على جسدي من معاشرتنا في سيارته بالصباح |
| Öncelikle, ağzım kapalıydı ve ikici olarak şu kaburga dolmasının kokusunu alıyor musun? | Open Subtitles | حسناً، أولاً فمي كان مغلقاً وثانياً هل تستطيعين شم رائحة اللحم المشوي ؟ |
| Avının kokusunu takip ediyor, ve hangimizin parazitli olduğunu biliyordu. | Open Subtitles | شم رائحة فريسته التي تعرف عليها من بيننا والملوثة بالطفيليات |
| Hala orman kokusu var. Kokla. | Open Subtitles | لا يزال بإمكانك شم رائحة الغابة فيها هيا وخذ نفساً |
| Sevgili Emma, portakal çiçeğini koklamak isteyip inatla elma ağacının altında bekliyorsunuz. | Open Subtitles | عزيزتي إيما، أنتِ تقفين بصرامة تحت شجرة التفاح، تتمنين شم رائحة أزهار البرتقال |
| En ufak yiyecek kırıntısının dahi kokusunu çok uzaklardan alabilirler. | Open Subtitles | حيث يمكنها شم رائحة أقل كمية طعام من بعيد جداً. |
| Ağzına atmak üzere olduğu yulaf ezmeli üzümlü kurabiyenin kokusunu duyabiliyorsunuz. | TED | ويمكنك شم رائحة الكوكيز المصنوعة من دقيق الشوفان والزبيب والتي هو على وشك إبتلاعها |
| Hindi akbabası çürümenin kokusunu alır ve yere iner. | TED | يستطيع النسر الرومي شم رائحة التحلل والتعفن، |
| Bir kamp ateşinin etrafında otururken ısısını hissedebilir, yanan odun kokusunu alabilir ve ateşin çıtırdadığını duyabilirsiniz. | TED | عندما تجلس بقرب نار المخيم، تستطيع الإحساس بحرارتها شم رائحة الدخان الخشبية، وسماع أجيجها. |
| - O yarım milden kızılderili kokusunu alabilir. - Kızılderili kokusunu mu? | Open Subtitles | ـ يستطيع شم رائحة الهندي من مسافة نصف ميل ـ يشم رائحة الهنود ؟ |
| Bunu gerçekten yapabilirler, Kızılderililer de beyazların kokusunu alır. | Open Subtitles | في واقع الأمر ، يستطيع الهنود شم رائحة معشر البيِض |
| # Taze toprağın kokusunu alabiliyordum, çok eskiden olduğu gibi. | Open Subtitles | و كان بإمكانى شم رائحة الأرض المنعشة كما كان يحدث منذ وقت طويل |
| Lupin'in vücudunda Prenses'in kokusunu almış olmalı. | Open Subtitles | لابد أنه شم رائحة الاميرة من جسد هذا الرجل |
| Sanırım tüm Cleveland yolu boyunca parfümünün kokusunu duyacağım. | Open Subtitles | أعتقد أن بإمكاني شم رائحة عطرها طوال الطريق لكليفلاند |
| Yükselirken, paniğe kapılan uskumru tarafından suya salınan yağların ve proteinlerin kokusunu alıyor. | Open Subtitles | أثناء صعودها، تستطيع شم رائحة الزيوت والبروتينات المسفوكة في الماء والناتجة عن أسماك الإسقمري المنكوبة. |
| Bir erkek beni kullanmaya çalışınca kokusunu alırım. | Open Subtitles | استطيع شم رائحة الرجل الذي يريد ان يتلاعب بي |
| Etrafımdaki buzun içerisindeki suyun kokusunu alana kadar buzu kokladım. | Open Subtitles | الى اللحظة التى فيها أستطعت شم رائحة الماء في الثلح حولي |
| Siz de çiçek kokusu alıyor musunuz? | Open Subtitles | هل هذا أنا فقط أو أنه يمكنكم شم رائحة الزهور ؟ |
| Zırvalık kokusu geliyor bir yerden ama hiçbir şey duyamıyorum. | Open Subtitles | ,أستطيع شم رائحة الترهات ولكني لا أستطيع أن أسمع شيء منها |
| Hayır, hiç sanmıyorum. Yanık lastik kokusu alıyorum. | Open Subtitles | لا, لا اعتقد هذا استطيع شم رائحة مطاط محروق |
| O kadar cılız olduğumu düşünmüyorum. Kendi cılızlığını fark edemezsin. Aynı kendi nefesini koklamak gibi. | Open Subtitles | لا تستطيعين أن تعرفي مقدار نحافتك تماماً مثل شم رائحة فمك |
| Saçını koklayabilir miyim? | Open Subtitles | هل يمكنني شم رائحة شعركِ؟ إنه لامع جداً. |