"شيء يدعو للقلق" - Translation from Arabic to Turkish

    • Endişelenecek bir şey
        
    • korkacak bir şey
        
    • Endişelenecek birşey
        
    • Endişe edecek bir şey
        
    • Önemli bir şey
        
    Sen bir dava üzerinde çalışırken oluşturduğun kişi. Hey. Endişelenecek bir şey yok. Open Subtitles الشخص الذي تتحوّلين إليه عندما تعملين على قضيّة لا يوجدُ شيء يدعو للقلق
    Bunu her sene yapar. Endişelenecek bir şey yok. Open Subtitles نعم , انه يفعل هذا كل سنة لا شيء يدعو للقلق
    Profesör'ün aile doktoru olarak Endişelenecek bir şey olmadığını söylemeliyim. Open Subtitles ...كطببيب لعائلة الاستاذ أستطيع القول أن لا شيء يدعو للقلق
    Kraliyet ailesi de eşitlik yönünde oy verdi. Belki de bunda korkacak bir şey yoktur Ulrik. Open Subtitles الكل يتبنى العدالة الاجتماعية، ما من شيء يدعو للقلق
    Sizi seviyoruz. Birbirimizi seviyoruz ve Endişelenecek birşey yok. Open Subtitles نحن نحبّكم و نحبّ بعضنا الآخر‪,‬ لا شيء يدعو للقلق‪.
    Endişe edecek bir şey yok demek aptalca olur. TED ومن الغباء القول أنه لايوجد شيء يدعو للقلق.
    Endişelenecek bir şey yok. Ailen sadece kurbanın bir dostu. Open Subtitles لا شيء يدعو للقلق فوالديكَ مجرّد صديقين للضحية
    Tipik Donanma bürokrasisi. Endişelenecek bir şey yok. Open Subtitles قوانين البحريّة الطبيعيّة لا شيء يدعو للقلق
    Endişelenecek bir şey yok. Sadece bir yanlış anlaşılma. Open Subtitles لا شيء يدعو للقلق بشأنه، انه سؤ فهم فحسب
    Hayır, hayır, merak etme, Endişelenecek bir şey yok. Open Subtitles أوه ، لا ، لا ، لا ، لا يوجد شيء يدعو للقلق
    Prosedür gereği size birkaç basit soru sormalıyım. Endişelenecek bir şey yok. Open Subtitles دعني أسألك بعضُ الأسئلةِ البسيطة، مُجرد إجراء ، لا يوجد شيء يدعو للقلق.
    - Endişelenecek bir şey yok 637. Küçük bir türbülanstan kaçınmanızı sağlamaya bakıyorum sadece. Open Subtitles لا شيء يدعو للقلق يا 637، فقط أريدك أن تتجنب بعض الإضطرابات.
    Endişelenecek bir şey yok. Open Subtitles ‫يا رفاق هذه مجرد اضطرابات عادية ‫لا شيء يدعو للقلق.
    - Robin Endişelenecek bir şey olmadığından eminim... Open Subtitles لا تستطيع أن تفعل ذلك. روبن، وأنا واثق من هو شيء يدعو للقلق.
    Endişelenecek bir şey yok. Open Subtitles كلّ شيءٍ على ما يُرام، لا شيء يدعو للقلق.
    Parti komiteleri doğrudan tv ve Endişelenecek bir şey olduğunu söylüyor. Open Subtitles ومتلفزة لجنة الحي ويقول لا يوجد شيء يدعو للقلق.
    Yedek sistem devreye girdi. Endişelenecek bir şey yok. Open Subtitles بدأت النسخ الأحتياطي بالعمل لا شيء يدعو للقلق
    Endişelenecek bir şey yok. Bölgede hareketlilik oldu. Open Subtitles لا شيء يدعو للقلق فقط بعض النشاطات في المنطقة
    (Bip) 0.0 yani Endişelenecek bir şey yok, her şey yolunda. TED (صوت صفير) 0.0 (نسبة الكحول) لهذا لا يوجد شيء يدعو للقلق
    korkacak bir şey yok. Open Subtitles لا شيء يدعو للقلق.
    Dayanmazsa, güvenlik önlemi aygıt patlayacak, tüm bu dağ buhar olacak ve Endişelenecek birşey olmayacak. Open Subtitles و سيتبخر الجبل كاملا لا شيء يدعو للقلق
    Lois, söz; her şey yoluna girecek. Endişe edecek bir şey yok. Open Subtitles أعدكِ أن كل الأمور على ما يرام، لا شيء يدعو للقلق
    - Önemli bir şey değil. Open Subtitles ليس هُناك شيء يدعو للقلق. شكراً لكِ.

    Most frequent words and phrases

    Arabic-Turkish: 10k, 20k, more | Turkish-Arabic: 10k, 20k, more