| basın boyutunu düşün. "Val Waxman dönüşünü Galaxie'yle yaptı." | Open Subtitles | حسنا, انظرو الى الموضوع بنظرة صحفيه فال يقوم بأخراج فلم عودته مع جالاكسي |
| - İşimi seviyorum, çünkü basın toplantılarını sevmiyorum. Doğru, sende daha çok radyocu havası var. | Open Subtitles | أنا احب عملي لأنه ليس علي عَملُ مُؤتمراتٍ صحفيه. حسناً, صحيح, لديك حضور افضل في الأذاعه. |
| Babama "Yazar olmak istiyorum" derdim. O ise "gazeteci" derdi. | Open Subtitles | قلت لأبي ، أريد أن أكون أديبه فقال صحفيه |
| Ciddi bir gazeteci olmak isteyen Andie, ha? | Open Subtitles | حسنـــا ً أنتى تريدى أن تكونى صحفيه جاده |
| Muhabirim şimdi. Yerel haberlerde çalışıyorum. | Open Subtitles | فأنا الآن أعمل صحفيه فى الأخبار المحليه |
| Muhabirim şimdi. Yerel haberlerde çalışıyorum. | Open Subtitles | فأنا الآن أعمل صحفيه في الأخبار المحلية |
| Sen gazetecisin. Araştırdım. | Open Subtitles | اذا أنتي صحفيه لدي عين ثاقبه |
| -Sen gazetecisin. | Open Subtitles | انت صحفيه ؟ |
| Muhtemelen bunun, vizyoner teknolojinin nasıl en iyi uygulaması olduğuyla ilgili basın açıklamaları yapacak. | Open Subtitles | وربما تصدر بيانات صحفيه تتحدث عن كيف انه افضل تطبيق للتكنولوجيا |
| Eyalet valisinin basın sekreteriydi. | Open Subtitles | كسكرتيره صحفيه للحاكم العام |
| Bölge halkı muhtemelen beni bir gazeteci olarak biliyor. | Open Subtitles | السكان المحليين ممكن أن يكونو يعرفون أني صحفيه. |
| Elbette senin gibi cesur bir gazeteci, gerçeği ister. | Open Subtitles | الدقه مهمه جداً لي بالطبع، ان تكون صحفيه رائعه مثلك بالطبع، ان تكون صحفيه رائعه مثلك |
| Bir gazeteci! Annen seninle gurur duyardı! | Open Subtitles | صحفيه الا تفخر بك امك ؟ |