Biliyor musun, şimdi o yokken hayatımda bir boşluk var gibi. | Open Subtitles | والآن، أشعرُ أن هنالك فراغاً في حياتي بدونها، ذهبتُ لطبيبة نفسه، |
Nazi hükûmetinin yıkıntılarından geriye, büyük bir boşluk kalmıştı. | Open Subtitles | الأنهيار الذى حاق بالحكومة النازية خلف ورائه فراغاً |
O ve çocuklar hayatımdan çıktıklarında hayatımda yeri doldurulamaz bir boşluk oluştu. | Open Subtitles | من حياتي، تركت فراغاً لا يمكن ملؤه أبداً |
Ama bu hiç iyi değil. Mickey gidince boşluk oluştu. | Open Subtitles | لكن الأمور معقدة واعتقال ميكاي ترك فراغاً. |
MYW'ı boşluğu doldurmak için yaptım. | Open Subtitles | إبتكرت المجلة لكي أملأ فراغاً |
- Kes şunu.- "Bebeğim! İçimde büyük bir boşluk bıraktın." | Open Subtitles | توقفي "أوه , يا حبيبتي , لقد تركتي فراغاً كبيراً" |
adamda bir boşluk gördüm asla dolduramayacağı açlık gibi bir boşluk" | Open Subtitles | رأيت فراغاً داخل هذا الرجل عميق كجوع لن يشبعه أبداً |
Babam öldü. Arkasında koca bir boşluk bıraktı, çok canını yakıyor çünkü kaldıramıyorsun. | Open Subtitles | و قد ترك فراغاً بداخلك ، و هذا يؤلم بشدة لدرجة أنك لا تستحمل |
Kıpırdarsan boşluk oluşur, boşluk olursa da batarsın. | Open Subtitles | الحركة ستصنع فراغاً والفراغ سيجعلكي تغوصين |
Bence oğlumuz bizde yeri doldurulamayacak bir boşluk bıraktı. | Open Subtitles | أعتقد أنّ ابننا قد خلّف فراغاً لا نستطيع ملئه. |
Ondaki aşkı alıp götürdü. Kalbinde kocaman bir boşluk yaratıverdi. | Open Subtitles | لقد أزالَت حبّها، و تركَتْ فراغاً كبيراً في قلبها. |
Artık kalbinde bir boşluk var. | Open Subtitles | ستبقى لديكِ مشكلة أكبر إذ أنّ هناك فراغاً في قلبكِ الآن |
Hayatımda bir boşluk olduğunu ve doldurmam gerektiğini biliyorum. Kısa süre içinde. | Open Subtitles | أنا فقط أعرف أن هنالك فراغاً في حياتي يجب ملؤه |
Şu noktada yeni bir boşluk keşfettiler. | Open Subtitles | في هذه المنطقة وجدوا فراغاً مجوفاً. |
Gözüme takılan ilk şey Lima fasulyelerinin arkasındaki bir boşluk oldu. | Open Subtitles | وأول شئ شد انتباهي ... كان فراغاً خلف علب الفاصوليا |
Çünkü cesedin iki tarafında da boşluk var. | Open Subtitles | لأن فراغاً كان على جانبي جسمها. |
Bazen en büyük korkunuz içinizdeki boşluk olabilir. | Open Subtitles | ...أحياناً يخشى المرء من من ما قد يكون فراغاً داخله |
Bir daha doldurmayı asla başaramayacağın bir boşluk. | Open Subtitles | فراغاً لن تتمكّني أبداً من ملئه. |
Ama en önemlisi sahip olabileceğiniz en iyi üç arkadaşa sırt çevirince içinizde bir boşluk olduğunu öğrendim. | Open Subtitles | ولكن أكثر شئ هام تعملته هو... أنني تركت فراغاً بعدما أدرت ظهرى ، لثلاثة من أفضل أصدقائى.. |
Tam engelin ortasında bir boşluk bırakıyorsun. | Open Subtitles | إنّك تترك فراغاً في منتصف الحاجز |
Donaghy Estates Köpüklü Şarabı bu boşluğu doldurabilir. | Open Subtitles | "(وقد ترك هذا فراغاً قد تملئه "أملاك (دونيغي التي تتقد بالنبيذ |