O zaman bunu kanıtlamak için bir şans buldun. | Open Subtitles | حسناً، يبدو بأنكِ ستنالي فرصة لإثبات ذلك. |
Biz dersimizi aldık ve bunu sana kanıtlamak için bir şans diliyoruz. | Open Subtitles | تعلّمنا مِنْ دروسنا ونريد فرصة لإثبات ذلك لكِ |
Kahramanlarımıza kendilerini kanıtlamak için bir şans verin. | Open Subtitles | ومنحوا الأبطال فرصة لإثبات أنفسهم. |
İyilik istemiyorum, kendimi kanıtlamak için bir şans istiyorum. | Open Subtitles | أنا لا نطلب معروفا فقط فرصة لإثبات نفسي |
Ve size hâlâ etkili bir ekip olduğunuzu kanıtlama fırsatı sunuyorum. | Open Subtitles | وأنا أعرض عليك فرصة لإثبات أن كنت لا تزال فريق عمل فعال. |
Bize Bobo'nun suç faaliyetleri içinde olduğunu kanıtlama fırsatı verirsen ben de bir termos viskiyi hazır ederim. | Open Subtitles | يمكنك أن تعطينا فرصة لإثبات هذا العنوان بوبو يصل مؤامرة جنائية؟ وسوف يكون لي الترمس من بوربون على أهبة الاستعداد. |
Craig, babalığını kanıtlamak için bir şans istemiştin. - Bundan daha iyi bir fırsat bulamayacaksın! | Open Subtitles | (غريغ)، أردت فرصة لإثبات أنك والد لن تحصل على فرصة أفضل من هذه |
Maçoluklarını kanıtlamak için bir şans verin yeter. | Open Subtitles | اعطيهم فرصة لإثبات رجولتهم |
Halihazırda Rebekah tehlikedeyken gerçekten de kendimi kanıtlamak için bir şans veremeyecek durumda mısın? | Open Subtitles | في ظل الخطر الذي تواجهه (ريبيكا) الآن أتعجز حقًّا عن منحي ولو حتّى فرصة لإثبات نفسي؟ |
En iyisi olduğunu kanıtlama fırsatı elde ediyorsun! | Open Subtitles | لديك فرصة لإثبات أنك الأفضل |