| Boğazında bir düğüm hissedeceksin. | Open Subtitles | حسناً, ستشعر وكأن شيئاً في حلقك |
| Boğazında bir mücevher var. | Open Subtitles | لديك جوهره في حلقك |
| İyi ki ağzın açık değilmiş yoksa boğazına kaçardı. | Open Subtitles | ـ من حسن حظك ان فمك كان مغلق والا لعلقت في حلقك |
| Öyleyse, parmağını boğazına sok. Buzlu su iç, cin içiyorum de- | Open Subtitles | إذاً ضع اصبعك في حلقك واشرب ماء مثلج وقل أن هذا ربح |
| Onu alıp boğazından içeri... öyle derine sokarım ki 911'i midenle tuşlarsın. | Open Subtitles | سأدخله في حلقك ستتمكنين من الاتصال بالطوارئ بواسطة بلعومك هل تسمعين؟ |
| boğazından içeri bir sopa sokacağım, seni ters döndüreceğim, berbere götüreceğim, tüm pis kıllarını aldıracağım. | Open Subtitles | سأضع مكنسة في حلقك ثم أقلبك رأساً على عقب وآخذك الى الحلاق وأكنس كل الشعر المتسخ |
| Krema şırıngasını boğazına koyduğunda ilaçlarımızı almadan önce. | Open Subtitles | عندما تضع القليل من المثلجات في حلقك قبل ان نأخذ أدويتنا |
| boğazına sokuyorsun ve ve bingo, sihirli bir şekilde sonsuza kadar süper model gibi zayıfsın. | Open Subtitles | ضعيهم في حلقك و سوف تصبحين عارضة رشيقة للابد |
| boğazına parmağını sokmak her şeyi daha da kötü hale getirecek. | Open Subtitles | وضع اصابعك في حلقك سوف يجعل الأمور أسوأ فحسب |
| İki kez vuruldun, miden delindi, boğazından içeri soluk tüpü sokuldu. | Open Subtitles | تم إطلاق النار عليكِ مرتين، و ثُقبت معدتكِ، وتم إدخال أنبوب تنفس في حلقك. |
| Ağzını açarım ve hapları boğazından içeri kendim atarım. | Open Subtitles | سأفتح فمك و سأحشر الأقراص في حلقك بنفسي |
| Ye yoksa hepsini boğazından içeri tıkarım. | Open Subtitles | تناولها وإلاّ سأقذفها بأكملها في حلقك |