| Böylece bu, "atalarımızın sahip olduğu ama bizim ihtiyacımız olmayan şeyler ıskartaya çıkabilir" anlamına gelir. | Open Subtitles | هذا يعني أن الأشياء التي كانت لدى أسلافنا و لا نحتاجها يتم التخلص منها |
| Babamın kalesi yağmalandığından beri ailemin sahip olduğu nesilden nesle geçen değeri biçilemez eşyalar yüzyıllarca ortadan kayboldu. | Open Subtitles | بعدما تم نهب قلعة أبي أمتعة لا تقدر بمال والتي كانت لدى عائلتي لقرون فقدت |
| Diğerleri için, ayın bir gününden çok stresli olaylar veya mutlu olaylar ya da hatta haftanın bir günü gibi değişkenler, ruh halini belirleyen güçlü etkenler. Bu bilgi, 1990lardan beri bilim topluluğunun sahip olduğu bilgidir. | TED | للآخرين، تتنوّع الأحداث مثل حدث يُشعرك بالتوتّر أو مناسبات سعيدة أو حتى يوم ما خلال الأسبوع هو عامل توقّع قوي للمزاج أكثر من الوقت خلال الشهر وهذه هي المعلومة التي كانت لدى المجتمع العلمي منذ سنة 1990. |
| Blanche'ın uzun zamandır sahip olduğu ve pahalı olmayan kürkler bunlar. | Open Subtitles | هذه ملابس رخيصة كانت لدى (بلانش) منذ وقت طويل |
| Blanche'ın uzun zamandır sahip olduğu ve pahalı olmayan kürkler bunlar. | Open Subtitles | هذه ملابس رخيصة كانت لدى (بلانش) منذ وقت طويل |