| Ama başka şekilde yorumlanabilecek bazı cümleler vardı. | Open Subtitles | لكنه كان يحوي عبارات ربما يتم فهمها بطريقة أخرى |
| Atölyede ve Sarah'ın annesinin evinde kemerler vardı. | Open Subtitles | الورشة والجزء الاضافي في منزل ماسون الميت كان يحوي اقواسا |
| Sizi temin ederim ki içlerinde kurabiyeler vardı. Güzel kurabiyeler. | Open Subtitles | ويمكنني أن أؤكد لكم أنه كان يحوي بسكويتاً ، بسكويتاً شهياً |
| İçinde Beşinci Kol üyelerinin isimleri ve adresleri vardı. | Open Subtitles | كان يحوي أسماء و عناوين لآخرين من الرتل الخامس، أريده |
| Kemer tokası kurbanının da uyuşturucu geçmişi vardı. | Open Subtitles | وأيضـا مشـبك الحزام كان يحوي أثار للمخدرات |
| Orada ciddi suçlara bulaşan çocuklar vardı. | Open Subtitles | سجن سبافورد للأحداث كان يحوي أولاد إقترفوا جرائم خطيرة |
| O dosyada mahkum konumları vardı. | Open Subtitles | هذا الملف كان يحوي معلومات عن مواقع السجنــاء |
| Anlıyorsunuz ya, daha biraz önce süpermarketteydik, ve annemiz bize kakao almayı reddetmişti, ama o kakao kavanozunda Kaptan Geceyarısı'nın şifre çözücü yüzüğü vardı. | TED | أترون .. لقد خرجنا على التو من متجر الخضار وقد رفضت والدتي شراء مرطبان فالتين لنا .. والذي كان يحوي على كوبون لكابتن منتصف الليل ومزين بخاتم عليه |
| Kitapta, Tanrı'nın Dünya üzerinde uçarken tasvir edildiği bir resim vardı. | Open Subtitles | كان يحوي صوراً للإله يطير فوق الأرض |
| Klimalar falan vardı. | Open Subtitles | لقد كان يحوي محوّلات و أسلاك |
| İçinde taş filan gibi şeyler vardı. | Open Subtitles | كان يحوي بعض الأحجار |
| Danny'yle olan maillerim vardı içinde. | Open Subtitles | لقد كان يحوي على الرسائل المتبادلة (بيني وبين (داني |
| İçinde param vardı. | Open Subtitles | كان يحوي كل مالي |
| Canavarlar vardı. | Open Subtitles | كان يحوي وحوشاً |