Bu yüzden sırt çantası gibi takabileceğim giyilebilir bir duvar yaptım. | TED | لذا قمت بعمل جدار ملبوس بحيث أتمكن من إرتداؤه كحقيبة الظهر. |
CSI moduna girip, senin sırt çantası dediğin o kasık çantasını karıştırdı. | Open Subtitles | تحرّت في ذلك الكيس العاني الذي تستخدمينه كحقيبة |
Tekrar hatırlamaya çalış. Siyah bir evrak çantası var mıydı? | Open Subtitles | فكر جيداً ، ألم يكن هناك شئ كحقيبة سوداء يمكنها حمل 007 ؟ |
Şimdi de okul çantası olarak bunu mu kullanıyorsun? | Open Subtitles | هل هذا ما تستخدمه كحقيبة مدرسية الآن؟ |
- Nasıl taşınıyor? - Sırt çantası gibi. | Open Subtitles | أرتديها, أرتديها كحقيبة ظهر |
Gayet de seyahat çantası gibi duruyor. | Open Subtitles | إنها تبدو كحقيبة سفر بسيطة |
- Sırt çantası galiba. | Open Subtitles | تبدو كحقيبة ظهر |
Ne bileyim, mesela bir sırt çantası, flaş bellek ya da... | Open Subtitles | ) .. لا أعرف، كــ ... كحقيبة ظهر، أو |