Kurbanlarını güzel bir tablo gibi düzenlemek onun bir geleneğiydi. | Open Subtitles | كان من عادته أن يرتب جثث ضحاياه كلوحة فنية جميلة |
Seni elinde tutmak için istiyor, bakacak bir şey olsun diye, bir tablo ya da bir fildişi kutu gibi. | Open Subtitles | أنه يريد أن يمتلكك, لكي ينظر إليكِ كلوحة أو كصندوق عاجي |
- Selfridges'in her vitrini tablo gibi görünecek. | Open Subtitles | كل نافذة بمتجر "سلفريدجز" ستكون كلوحة فنية |
Sanki bir tablo, bir şiir gibi. | Open Subtitles | يبدو ذلك كلوحة, كشِعر |
Sahip olduğun bir şey gibi. Bir tablo, bir Leonardo. | Open Subtitles | كشىءٌ تملكه.كلوحة لـ(ليوناردو) |
tablo gibi duruyorsun: | Open Subtitles | تبدو كلوحة: |