| bütün zamanını korkudan kaçmakla geçiriyor. | Open Subtitles | يقضي كل وقته يحاول البقاء بعيداَ عن الخوف |
| bütün zamanını bahşiş hesaplama çizelgesine bakarak geçiriyor. | Open Subtitles | إنه يقضي كل وقته بالنظر الى محططات التحويل |
| Ona akıl vermiş, seyahatlere götürmüş, bütün zamanını onunla birlikte geçirmiş. | Open Subtitles | لقد ارشده, اخذه في رحلات امضى كل وقته معه |
| Tüm zamanını arkadaşları ile Pilar' da Alman denizaltısı avlayarak geçirdi. | Open Subtitles | لقد توقفه عن الكتابة وامضى كل وقته مع اصدقاء في الصيد |
| Julian'ı ben güldürürdüm arkadaşlarına beni gösterir, tüm vaktini benimle geçirirdi. | Open Subtitles | لقد جعلت جوليان يضحك ولقد عرفني على جميع أصدقائه وكان يقضي كل وقته معي |
| Bu yüzden bütün vaktini odasında bilgisayar başında geçiriyor. | Open Subtitles | لهذا يقضى كل وقته فى غرفته أمام الحاسب |
| Her dakikasını adım adım izliyorum. | Open Subtitles | و أنا من قضي كل وقته لجمع الأدلة |
| Onun hiç arkadaşı yoktu. bütün zamanını çalışarak geçirirdi. | Open Subtitles | لم يكن لديه أصدقاء لقد أمضى كل وقته في العمل |
| Bir de bütün zamanını Minikler Ligi takımıyla geçiriyor. | Open Subtitles | وبعد ذلك يقضي كل وقته مع أولئك الشُبان، ذلك فريق الإتحاد الصغير |
| bütün zamanını sihirli bir lamba parlatır gibi o kılıcı parlatmakla geçiriyor. | Open Subtitles | يقضي كل وقته في تلميع هذا السيف كما لو كان المصباح السحري الفقير المسكين في حاجة ماسة الى هواية |
| Yani savaş zamanı baban, bütün zamanını arkadaşlarıyla geçiriyordu. | Open Subtitles | تعلم ، خلال الحرب أباك اعتاد على قضاء كل وقته مع أصدقائه |
| bütün zamanını da 13 yaşında bir oğlanla geçiriyor. | Open Subtitles | على مكالمتها ، ويقضي كل وقته مع ولد يمتلك 13 عام. |
| Fransada ise Christian bütün zamanını yavru kazlarla geçiriyor. | Open Subtitles | مرة اخري في فرنسا ، انفق كريستين كل وقته مع فراخ الأوز الشابة. |
| O yüzden bütün zamanını hanımlara adayabileceğini tahmin edersiniz korku ve yemeğin yokluğu da konu dışıydı. | Open Subtitles | إذن أتعتقد أنّه يُمكن أنْ يُكرّس كل وقته للإناث، وماذا إلى جانب الخوف والغذاء خلافاً للمعتاد. |
| bütün zamanını bilgisayarında oyun oynayarak geçirdiğini sanıyordum. | Open Subtitles | اعتقدت بأنه قضى كل وقته في اللعب على الحاسوب |
| Ve bütün zamanını Tommy'nin marketinin arkasındaki bu boş arazide top oynayarak geçiriyormuş. | Open Subtitles | و قضى كل وقته , لعب الكرة في هذا الفراغ الكثير هنا , خلف متجر تومي . |
| bütün zamanını kaya resimleri çizmeye harcıyor. | Open Subtitles | فهو يقضي كل وقته في رسم الصخور |
| bütün zamanını telefonda geçiriyor. | Open Subtitles | انه يقضي كل وقته على الهاتف |
| Tüm zamanını, parasını pahalı bir davaya harcayıp sonunda da kendini rezil eden bir adam görüyorsunuz. | Open Subtitles | إنه رجل قد استنفذ كل وقته و موارده في محاكمة كلفته الكثير، ناهيكم عن ما تعرض له من إذلال |
| Fabrikadaki çalışma süresinin yarıya indirilmesinden beridir... Tüm zamanını birşeyleri tamir etmekle harcıyor. | Open Subtitles | تعلم.. منذ أن خفض المصنع ساعاته ... يمضي كل وقته بتصليح الأشياء. |
| Sonra Oscar tüm vaktini şirketinde harcamaya başladı, 7/24 çalışıyordu. | Open Subtitles | ولكنه أصبح يركز كل وقته في بناء شركته ويعمل طوال اليوم والاسبوع وعندما يأتِ للمنزل |
| bütün vaktini burada çizgi romanlarının başında geçirirdi. | Open Subtitles | كان يقضي كل وقته هنا مع كتبه الهزلية |
| Her dakikasını onunla geçiriyor. | Open Subtitles | انه يقضي كل وقته لديها |