| Ailemi beni hazırlamadıkları için, bu hastaneyi tüm zamanımı aldığı için suçluyorum. | Open Subtitles | ألوم والداي على عدم تهيئتي للعالم، ألوم هذه المستشفى لأخذها كل وقتي. |
| Bugün, tüm zamanımı bu sorun üzerine çalışmaya adadım ve bilimin beni götürdüğü kadar ileri gideceğim. | TED | لقد كرّست كل وقتي للعمل على هذه المشكلة، وسأذهب حيثما يأخذني العلم. |
| tüm zamanımı diğer insanları düşünerek geçiremem. | Open Subtitles | لا استطيع قضاء كل وقتي في التفكير في اناس اخرين |
| Benim bütün zamanımı annemle geçirmem ve onun okuldaki her kulübe üye olması yüzünden ilk randevumuza bile çıkamadık. | Open Subtitles | بيني أنا اقضي كل وقتي مع والدتي وهو مشترك في كل نادي في المدرسة لم نقم حتى بموعدنا الأول |
| Ama bütün zamanımı almıyor ve işle ilgili bir şeyler öğrenmek istiyorum, efendim. | Open Subtitles | لكن لا تحتل كل وقتي وإنا أنوي التعلم في مجال الأعمال التجارية، سيدي. |
| Paketi o noktaya koyarsan ben de eski dostum için endişelenmeyi bırakabilirim tüm vaktimi seni düşünmekle geçirebilirim. | Open Subtitles | يمكنك أن تضع هذه القنبلة بينهم عندها يمكنني التوقف عن القلق بخصوص صديقي القديم وأقضي كل وقتي للتفكير |
| tüm zamanımı, sana, seni pohpohlamaya adadım korkularını ve yaralarını sararak. | Open Subtitles | لقد كرست كل وقتي لك، لقد دللتك لقد تحملت نزواتك و مخاوفك |
| Ama tüm zamanımı büyük sebze ile geçiriyorum. | Open Subtitles | ولكن أقضي كل وقتي مع الخضار الكبيرة ـ تقصد العجائز ـ |
| tüm zamanımı sana sağlıklı yiyecekler pişirmekle geçirdim, sen de gittin, Allah biliyor ya, nelerle zıkkımlandın. | Open Subtitles | لقد أمضيت كل وقتي في اعداد وجبات صحية لك ثم تذهب لتفرغ كل ما أكلته ولله وحده يعلم هذا. |
| Belki tüm zamanımı viyolin çalışarak geçirmem saçmadır başka hiçbir şey yapmadan, ve hayatım boyunca da başka şey yapmama ...izin vermeyecek o okulun seçmelerine katılarak. | Open Subtitles | ربما السخيف أن أقضي كل وقتي بالتدرب على الكمان ،و لا أفعل شئ آخر سأتنافس بالمدرسة غداً |
| tüm zamanımı senin buzdolabından alışveriş yapmakla ve telefonda sakso çekmekle geçiriyor gibiyim. | Open Subtitles | اشعر وكأنني اقضي كل وقتي اشتري أغراض الثلاّجة او منشغل بالمكالمات |
| Ama sonra tüm zamanımı suçlularla geçirmeye başladım. | Open Subtitles | لكن كما تعلمون؟ انتهى بي الأمر بقضاء كل وقتي مع المجرمين |
| Yardım edeceğini söylüyorsun sonra tüm zamanımı heba, heba, heba ediyorsun! | Open Subtitles | تقولين أنكِ تساعدين، ثم لا تفعلين شيء سوى إمتصاص، وإمتصاص، وإمتصاص كل وقتي |
| Sadece tüm zamanımı süsleme ve paketleme için koşuşturmak ve bu yüzden Noel'den zevk almamak istemiyorum. | Open Subtitles | أنا فقط لن أقضي كل وقتي في الجري حول الزينة والأوراق وأصبح تعيسة أنا لا أستمتع بالكريسماس |
| Konserlerim tüm zamanımı alıyor. | Open Subtitles | حفلاتي الموسيقية تأخذ كل وقتي. |
| Çünkü tüm zamanımı senin gibileri yakalamak için sokakta geçiriyorum. | Open Subtitles | لأنني أقضي كل وقتي في محاربة أشخاص مثلك |
| bütün zamanımı onların seviyesine düşmeden geçirmeye çalışıyorum ama çok zor. | Open Subtitles | أمضيت كل وقتي وأنا أحاول النزول إلى مستواهما وهذا صعب جدًا |
| Eğer yerinizde olsaydım, bütün zamanımı yatakta geçirirdim. | Open Subtitles | اذا كنت مثلكم كنت سأقضي كل وقتي في السرير. |
| Tek başıma kaldığımda bütün zamanımı orada geçirirdim. | Open Subtitles | عندما أمضيت في حال سبيلي، كنت أقضي كل وقتي هناك. |
| Kız peşinde koşmak, arkadaş edinmek yerine bütün zamanımı seninle harcadım. | Open Subtitles | بدلاً من مطاردة الفتيات و مصادقة بعض الاشخاص اهدرت كل وقتي بالجلوس معك |
| tüm vaktimi ona ayırmalıyım, değil mi? | Open Subtitles | ولست بحاجة إلى تكريس كل وقتي لها، الحق؟ |