Sandığınız kadar göze hoş gelmiyor olabileceğinizi düşündünüz mü? | Open Subtitles | هل أخذت في إعتبارك بأنكم ربما لستم ساحرين كما تظنون انفسكم؟ |
Sandığınız kadar sessiz konuşmuyorsunuz. | Open Subtitles | فأنتم لستم بخافتي الصوت كما تظنون |
Ama düşündüğünüz gibi değil. Bu kesinlikle karınca. | Open Subtitles | لكن الأمر ليس كما تظنون أرى إنها تناسب أن تكون "نملة" |
düşündüğünüz gibi değil. | Open Subtitles | ارجوكم .. الامر ليس كما تظنون |
sandığınız gibi değil. Küçük bir erkek çocuğuyla konuşuyorum. | Open Subtitles | لا ، الأمـر ليسَ كما تظنون أنـا أتحدث إلى فتىً صغير |
Hayır, bu olanlar sandığınız gibi değil diyorum. | Open Subtitles | كلاّ، ما أقصد، ما كان يحدث... إنّه ليس كما تظنون |
Sandığınız kadar kötü değil. | Open Subtitles | انه ليس سيء كما تظنون |
- Yemin ederim ki düşündüğünüz gibi değil! | Open Subtitles | الموضوع ليس كما تظنون.. |
- Yemin ederim ki düşündüğünüz gibi değil! | Open Subtitles | الموضوع ليس كما تظنون.. |
O düşündüğünüz gibi değil. | Open Subtitles | انه ليس كما تظنون |
düşündüğünüz gibi değil. | Open Subtitles | إنه ليس كما تظنون |
düşündüğünüz gibi değil. | Open Subtitles | الأمر ليس كما تظنون. |
Onlarla konuştum, mesele sandığınız gibi değil. | Open Subtitles | لقد تحدثت معهم والأمر ليس كما تظنون |
sandığınız gibi değil. | Open Subtitles | الأمر ليس كما تظنون |
Burası sandığınız gibi bir yer değil. | Open Subtitles | هذا المكان ليس كما تظنون |