| Bu arada koşer yemek programını bu kadar çabuk kesmek istemem. | Open Subtitles | بالمناسبه, لن اقطع برنامج وجبات الـ "كوشر" بسرعه لو كنت مكانك |
| Bir sürü koşer yemeği veriyoruz gibi duruyor ve bu rakamlara rastlıyoruz. | Open Subtitles | يبدو من اننا نعطي الكثير من وجبات الـ "كوشر" و.. هذه الأرقام تضاعفت |
| Özellikle Kaşer menüsü olmasın diye belirtmiştim. | Open Subtitles | وتحديداً أخبرتكم بعدم رغبتي بوجبة (كوشر) |
| Kalan tek yemek Kaşer yemeği. | Open Subtitles | الوجبة الوحيدة المتبقية هي وجبة (كوشر) |
| Yahudi malzemelerin yoktu. | Open Subtitles | ليس لديك أي مكونات للكوشر " كوشر " تعني الأكل النقي والقويم بالنسبة لليهود |
| Sadece içeri girecek, helâl yemek yiyen mahkûmlarla oturacak sohbet edecek, onları tanıyacak. | Open Subtitles | سيأتي إلى الداخل ويجلس مع السجينات اللاتي يأكلن الـ"كوشر" ويحضى بمحادثه صغيره ليتعرف عليهم |
| Sam kaşarı saklar ama ben yemek yapmayı seviyorum ve içinde kaşar olmadan pişirilen bir sürü yemek var. | Open Subtitles | (سام) يظل يأكل الـ( كوشر) لكنني أحب الطهي وهنالك الكثير من الأشياء التي يمكن طهوها والتي ليست ( كوشر ) |
| - Aynı hafta içinde Pork Prensesi ve Minik Bayan Kosher oldu. | Open Subtitles | "حصلت على لقب أميرة "بورك "وملكة جمال "كوشر |
| -Çok teşekkür ederim. Bu Kaşarlı yemek mi? | Open Subtitles | شكرا جزيلا هل هذه وجبة الطعام ال"كوشر" ؟ |
| koşer yemeklerinin programında istismar ediliyoruz. | Open Subtitles | هناك برنامج لوجبات الـ "كوشر" نشعر من انه يتم إساءة إستعماله |
| koşer yemeklerle ilgili meseleler... | Open Subtitles | أعني, هذه الأمور المتعلقه بوجبات الـ "كوشر" |
| Bu, koşer kasaplığını koruyan bir yasadır. | Open Subtitles | هذا القانون يحمى مجزرة كوشر |
| Kaşer yemeği falan istemiyorum ben. | Open Subtitles | لا أريد وجبة (كوشر) |
| - Kaşer. | Open Subtitles | - كوشر. |
| - Evet, Kaşer. | Open Subtitles | - نعم، كوشر! |
| Evet ve bunu onlar bilmeyecek biz onlara Yahudi geleneklerine göre yaptık diyeceğiz. | Open Subtitles | لن يعلمون سوف سوف نقول لهم أنه كوشر |
| Hepsi 100% Yahudi geleneğine göre hazırladı bunlara bayılacaksın. | Open Subtitles | مئة بالمئة كلها كوشر وفي غاية الجمال |
| Arkada tuttuğunuz Yahudi etlerinden alayım ben. | Open Subtitles | سأتناول احدى وجبات الـ "كوشر" التي لديكم في الخلف |
| İşte budur lan! Bu helâl yemekler lezzetli değil mi ama? | Open Subtitles | تباً نعم, اخبروني بأن وجبات الـ "كوشر" هذه ليست لذيذه |
| Kızım çölyak hastası ve o dükkânda helâl ürünler satan dükkânda daha fazla seçenek var. | Open Subtitles | تحتاج بنتي أطعمة خالية من الجلاتين مخزن البقالة هذا مخزن البقالة (كوشر) كان عنده خيارات أكثر |
| Aklında ne var Amanda kaşarı? | Open Subtitles | بمَ تفكرين يا ( كوشر أماندا ) ؟ |
| - Amanda kaşarı. | Open Subtitles | ( كوشر أماندا ) |
| Ben biraz daha Kosher kokteyl sosislerinden alacağım. | Open Subtitles | سأتناول المزيد من شطائر كوشر المخلوطة. |
| -Çok teşekkür ederim. Bu Kaşarlı yemek mi? | Open Subtitles | شكرا جزيلا هل هذه وجبة الطعام ال"كوشر" ؟ |