"لأثبات" - Translation from Arabic to Turkish

    • kanıtlamak
        
    • kanıtlamaya
        
    • kanıtlayacak
        
    • kanıtlama
        
    • ispatlamak
        
    • Kanıtlamanız
        
    Mesele Audrey'ye bir şey kanıtlamak değil kendime bir şey kanıtlamak. Open Subtitles هذا ليس لأثبات اى شىء ل اودرى هذا لكى اثبت نفسى
    Bu dostluğu kanıtlamak için, şu anda hapisten bir suçluyu salmak gelenektir. Open Subtitles لأثبات صداقتنا, تُملي علينا التقاليد في مثل هذا الوقت أطلاق مُذنب من سجوننا
    Bu birbirlerini tanıdıklarını kanıtlamaya yetmez. Open Subtitles ليس كافياً لأثبات أنهم يعرفون بعضهم البعض
    Bunu kanıtlayacak izleme ve yüzlerce saatlik çalışma var. Open Subtitles يوجد اشرطة مراقبة و المئات من ساعات العمل لأثبات هذا
    Şuçun işlendiğini kanıtlama yükümlülüğü tamamıyla iddia makamındadır. Teşekkürler. Open Subtitles العبء على الولايه لأثبات انه فعلها شكراً
    Haklı olduğumu ispatlamak için senin atomlarına ayrıldığını görmemize gerek yok. Open Subtitles نحن لانحتاج حقا لرؤية تبعثر ذراتك لأثبات وجهة نظري
    Hayır, hayır. Kanıtlamanız için silgiye gerek yok. Open Subtitles لا لا، انت لست مضطر لأكل المساحة لأثبات نقتطك
    Sırf masumiyetimi kanıtlamak için kendi evimin mahremiyetinde ve daha yeni tanıştığım insanların önünde, kıyafetlerimi çıkarıp soyunmam mı talep ediliyor benden? Open Subtitles هل علي ان أتعرى وأخلع ملابسي في قدسية منزلي الخاص أمام مجموعة من الناس قابلتهم الان فقط، لأثبات اني برئ
    Bir noktayı kanıtlamak için büyülüyorum. Lütfen. Open Subtitles أنا أمثل دور القيام بتعويذة لأثبات نقطة رجاء
    Şimdi de evlenmek mi istiyorsun? - Sadakatini kanıtlamak bu kadar mı zor? Open Subtitles هل هذا صعب جداً لأثبات ولائك ؟
    Yani kimin bir şey kanıtlamak için bir kağıt parçasına ihtiyacı var ki? Open Subtitles ... انا اعنى , من من يريد قطعة من الورق لأثبات اى شيىء ؟
    Arenada kendini kanıtlamaya hevesli açgözlü bir Galyalı olduğun günler daha dünmüş gibi. Open Subtitles تبدو وكما قابلتك لأول .. متلهف لأثبات نفسك على أرض الحلبة
    Arenada kendini kanıtlamaya hevesli açgözlü bir Galyalı olduğun günler daha dünmüş gibi. Open Subtitles تبدو وكما قابلتك لأول .. متلهف لأثبات نفسك على أرض الحلبة
    Bence Messner bunu kanıtlamaya çalışıyordu. Open Subtitles أعتقد بأن ميسنر كان بصدد المحاولة لأثبات ذلك
    Ve bunu kanıtlayacak yeteneklerim var. Open Subtitles وأنا لدي رائحة الجسم لأثبات ذلك
    Elimde bunu kanıtlayacak dökümanlar var. Open Subtitles و لدي الوثائق لأثبات هذا
    Elimde bunu kanıtlayacak dökümanlar var. Open Subtitles و لدي الوثائق لأثبات هذا
    Pekâlâ, Falc, bunu kanıtlama zamanı. Open Subtitles حسنا , فالك , الوقت لأثبات ذلك
    Kendinizi kanıtlama şansınız vardı. Open Subtitles حظيتم بفرصة لأثبات انفسكم
    Bunu bir ceza olarak değil bu zor zamanlarda kullanışlılığını ispatlamak için fırsat olarak düşün. Open Subtitles هذاليسنوعاًمنالعقابوإنما .. فرصة لأثبات أنكَ عديم الفائدة في الأوقات العصيبة
    Kanıtlamanız gereken şey, Birleşik Devletler hükümetinde çalışan Amerikalıların Los Angeles'teki Afro-Amerikan toplumuna kokain satılmasında iş birliği yapması. Open Subtitles {\cHDBC643}ما الذي حصلت عليه لأثبات ان الامريكين ...الذين يعملون للحكومة الامريكية {\cHDBC643}متورطون في بيع المخدرات {\cHDBC643}(في المجتمع الامريكي الافريقي في (لوس انجلوس

    Most frequent words and phrases

    Arabic-Turkish: 10k, 20k, more | Turkish-Arabic: 10k, 20k, more