| Elimde tutuklama emri var. Cinayet için komplo kurma. | Open Subtitles | لدي مذكرة لإعتقالك للمؤامرة لإرتكاب جريمة قتل |
| Bree Van de Kamp, hakkınızda tutuklama emri var. evet,evet,evet.Ayrıca azgın kalma hakkına sahip. | Open Subtitles | بري فان دي كامب لدينا مذكرة لإعتقالك |
| Narkotik şu anda seni tutuklamak için geliyor. | Open Subtitles | وكالة مكافحة المخدرات في طريقها لمنزلك الآن لإعتقالك |
| Rahat olun Bayan Jones. Sizi tutuklamak için gelmedim. Sadece konuşmak istiyorum. | Open Subtitles | "يمكنكِ الإسترخاء يا آنسة "جونز لستُ هنا لإعتقالك فقط أود التحدث |
| Biri, hakkında şikayette bulunmuş. Elimde tutuklanma emrin var. | Open Subtitles | لقد رفع أحدهم شكوى ضدّك لديّ مُذكّرة لإعتقالك |
| Bunu yapar yapmaz, hakkınızda bir yakalama emri çıkarılacak. | Open Subtitles | بمجرّد أنْ أقـوم بذلك، سيصدر تفويض لإعتقالك |
| Himmler'in tutuklanman için karar çıkarttığını duydum. | Open Subtitles | بأن هِملر قد أصدر موافقة رسمية و واضحة لإعتقالك |
| Polis tutuklama emri çıkardı. | Open Subtitles | لقد وضعت الشُرطة مُذكرة لإعتقالك. |
| Dedektif, Bay Wilcox'ı tek tutuklama nedeniniz Bulls kazağı giymesi değil miydi? | Open Subtitles | أيها المحقق أليس هذا صحيحا أن السبب الوحيد (لإعتقالك السيد( ويلكوكس أنه كان يرتدى قميص فريق الثيران؟ |
| Elimizde tutuklama emri var, lütfen zorluk çıkartmayın. | Open Subtitles | لدينا مذكرة لإعتقالك. من فضلك... |
| Dante Kroll, tutuklama emrimiz var! | Open Subtitles | (دانتي كرول)، لديّنا تفويض لإعتقالك! |
| Benimle gönüllü olarak gelmezseniz, sizi tutuklamak zorunda kalacağım. | Open Subtitles | إذا أنت لا تستجيب سأضطر لإعتقالك |
| İşbirliği yapmazsanız, sizi tutuklamak zorunda kalırız. | Open Subtitles | . إن لم تتعاون معنا ، سنضطر لإعتقالك |
| Kimse seni tutuklamak için izin çıkarmıyor. | Open Subtitles | لا أحد يُحاول إستخراج مُذكرة لإعتقالك |
| Polisin senin tutuklamak için izni var. | Open Subtitles | لإعتقالك مذكرةٌ لديها الشرطة |
| Ve ayrıca acilen tutuklanma emri var. - Ne? | Open Subtitles | هناك مذكرة لإعتقالك |
| - Andrew James Liddil elimde tutuklanma kararın var... | Open Subtitles | لديّ مُذكرة هنا لإعتقالك |
| Hakkında yakalama kararı var. | Open Subtitles | هُناك أمر قضائي لإعتقالك. |
| Birmingham Emniyet Müdürü senin için yakalama emri çıkartmış. | Open Subtitles | أخبرني أن رئيس شرطة (برمنغهام) قد أصدر مذكرة لإعتقالك |
| tutuklanman için çıkarılmış bir emir var. | Open Subtitles | هناك مذكرة لإعتقالك |
| Bu yüzden Şef Nail'e yarın öğlene kadar ödemeyi yapmazsan tutuklanman için mahkeme kararı çıkartabileceğini söyledim. | Open Subtitles | ولهذا السبب قلتُ للقائد (نيل) إذا لم يسدّدها قبل ظهر الغد فإنّه حرّ في الحصول على مذكرة لإعتقالك |